"Oğlunun hayattayken kendine ne büyük özenle baktığını anımsadı; sonu gelmez banyolar, masajlar, silah eğitimi ve boksla güçlenişi, buz gibi duşlar, incelikli, kibar parfümler... hepsi gelip gelip bir buğday tarlasında, gübre yığını misali, yorgunluktan yıkılıp devrilen, düştüğü yere gömülüveren bir iş hayvanı misali çürümek içinmiş."
"-Ne canavar!.. Bir de düşün ki bu uğursuz hataları icat edenler ellerini kollarını sallayarak serbest dolaşıyorlar!.. Kim der ki barışçı Kant'ı, sakin Goethe'yi, Beethoven'i yetiştiren o aynı topraktanlar... Hayatını çıkar gütmeden tüm insanlar için çalışmaya adamış bir hayalciler ve filozoflar ulusu olduklarını sanmıştık onca yıl..."