Geçen hafta kulüp toplantısında tanıdığım, aslında Metin Özdamarlar'ın kitaplarında ismini hep gördüğüm Sevgili Hüseyin Keleş; bu kez editör olarak değil yazar olarak çıktı karşıma.
Sımsıcak bir hikaye, umut dolu, hayal dolu, mücadele dolu...
Kahramanımız Tahsin Kerem, ünlü kaleci Peter Schmeichel hayranıdır. Bu öyle bir hayranlık ki herkes ona Şımaykıl Kerem der, Kerem'in en büyük hayali Şımaykıl gibi bir kaleci olmak.
"Bir hayalim var ve onun peşinden gitmek beni heyecanlandırıyor. Bu heyecan, bana asla vazgeçmemem gerektiğini öğretiyor."
Mahalle takımında yedek kaleci olarak kendine yer bulan Şımaykıl Kerem, oldukça üzgündür. İsminin önüne eklenen "Yedek" ifadesi onun kalbini kırmıştır. Yedek kelimesini duymaya tahammül edemez olmuştur oysa yedek olmak o kadar da kötü bir şey değildir. Hatta çoğu zaman hayat kurtarır, bunu yaşadığı tecrübelerle öğrenir Şımaykıl Kerem.
Bir maçta karşı takımın kalecisi hastalandığı için gazoz ve dondurma karşılığında diğer takıma transfer olur. Bu kendisini göstermesi için büyük bir fırsattır. Şımaykıl Kerem bu fırsatı değerlendirip iyi bir kaleci olduğunu gösterebilecek midir? Cevabı kitabımızda.
Yazarın üslubu, çocukların dünyasını çok iyi biliyor olması kitabı oldukça etkileyici kılıyor. Toplantıda öğrendiğim kadarıyla yazarımız aslında kendini anlatmış, kendi çocukluğunu. Sokakta oynayan son neslin şanslı bir ferdi olan yazarımız, biz büyükleri de o güzel günlere götürdü. Kalemine sağlık, böylesine etkileyici bir kalemden birçok eser okumak ve okutmak dileğiyle.
#cnnhocaöneriyor
@husseyinkeles
Hayat bazen beklenmedik bir anda golünü atar.
Biz bir takımız ve önemli olan takım halinde iyi oynamak. Daha da önemlisi futbol sayesinde yardımlaşmayı, disiplini, sıkı çalışmayı ve pes etmemeyi öğrenmek.
"Dosluk, birlikte kurulan
Nükteli anlatımıyla gönlümüze taht kuran Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın tek poliste romanı olan "Kesik Baş" ile karşınızdayım.
Nafiz Efendi bir gün çakırkeyif bir haldeyken bir kuyuya düşer. Başı kaynanasıyla dertte olan Nafiz Efendi çukurda eline gelen çıkını lahana sanır ve kaynanasına götürmek için yanına alır. Alır almasına ama o çıkını içinde lahana değil kesik bir baş vardır. Bu kesik baş kime aittir? Merhumun geriye kalan uzuvları nerededir? Kesik baş cinayetinin soruşturmasında Remzi ve Seyit Efendi görevlendirilir. Nafız Efendi masum olduğunu ispatlayabilecek, gerçek şuçlu bulunacak mıdır? Cevabı kitabımızda.
Başlangıçta alışık olduğumuz Hüseyin Rahmi anlatımıyla yüzümüz gülerken ilerleyen sayfalarda merak dolu bir hikaye bizleri bekliyor.
Akıcı bir kitap arayanlara #cnnhocaöneriyor
Herkes bir lokma ekmeğin peşinde. Eskiden para aslanın ağzındaydı, şimdi nerede olduğu belli değil. Galiba akıllı insanlar vaktiyle onu tuttular. Vücutlarının en derinlerine indirdiler. Hazımsızlığa uğrayacaklar sandık ama boş lakırdı, bir şey olmuyor. İş tamamen para yutma becerisinde, aslan olabilmekte.
Uzun bir vefaya kalbimizin tepkisi, daima nankörlük ve acı bir vefasızlıktır.
Zaman, bir firavun cesediyle bir fare ölüsünün sonlarındaki eşitliği sağlayan güçtür. Çünkü tabiat, bir vücutta verdiğini son zerresine kadar geri alan en müthiş alacaklıdır.
Sadece bu alıntılar bile kitabın ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor.