Akşam sofrada sürekli İzmir olayları tartışıldı. Ata,kurduğu partinin düştüğü duruma üzülüyordu. Halk Partisi yöneticilerinin basiretsizliğinden, beceriksizliğinden, partiyi halka sevdirememelerinden acı acı şikayet ediyor ve sinirleniyordu. Sofrada bulunan fırka genel sekreteri Erzincan milletvekili Saffer Arıkan'a ikide bir hiddetle bağırıyordu:
"Fırkanın bu durumundan sizler sorumlusunuz, utanmalısınız."
Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki özel dairesinde, ... İsmet Paşa’nın gelmesini söyledi. Az sonra İsmet Paşa içeriye girdi. Çok üzgündü. Yüzü gözü birbirine karışmış gibiydi. Üzüntüsünü mümkün olduğu kadar gizlemeye çalışıyordu. Fakat bu üzüntü ve asabiyetini daha fazla saklamayı başaramadı. Atatürk'e şunları söyledi:
"Aziz Paşam! Hükümetin otoritesi ve şerefi söz konusudur. İzmir’de fotograflarıma kurşun sıkıyorlar. Müdahalenizi rica ederim. Çünkü böyle devam ederse hükümet olarak Fethi Bey’i tutuklamak zorunda kalacağım."
...
Atatürk, İsmet Paşa’nın duyamayacağı bir sesle bana fısıldadı:
"Çok dolu gelmiş! Istırabı var!"
Sonra İsmet Paşa'ya dönerek ona yüksek sesle şöyle dedi:
"Otur, otur! Üzülme! Her şey hallolunur. Sinirlenme"
...
Büyük bir kalabalık Halk Partisi binasını ve Anadolu gazetesi matbaasını taşlaşmıştı. Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, olaylara müdahale etmek istemiş, fakat kendisi de Reşadiye Polis Karakolu'na sığınmak zorunda kalmıştı.
...
Atatürk, İsmet Paşa'ya şunları söyledi:
"İyi oldu. Memnun ol. Durumu anlamış olduk. Görüyoruz ki halkı memnun edememişiz. Ona göre hareket etmek ve halkı kazanmak lazımdır."
Herkese tarihi sorumluluğu hatırlatmak isterim. 27 Mayıs’ta “ihtilal mahkemesi” uygulamasına imza vermeyi reddeden merhum Prof. Tahir Taner şöyle demişti:
“Ben tarihten korkarım!”
TAHA AKYOL
29 MAYIS 2026
KARAR
O sırada milletvekili olan Süreyya Paşa da, "Artık ağızlarımızın kilidi çözüldü" diye gazetelere açıklamalar yapıyor, partinin (Yeni kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası) en aktif üyeleri arasında yer alıyordu.