Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu , daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Zaman akıp giderken hayatın anlamını belirleyen şey ona neyi ne kadar nakşettiğimizdir. Her acı, her sevinç , her haz ya da her keder hayata nakış gibi işlenmiyor ; eğreti duruyor bazısı ; veya üstümüzden geçip giden kuş misali değmiyor , dokunmuyor bize. Dokunanlarsa yakıyor , yıkıyor , yapıyor , bozuyor , kılcal damarlarımızdan kalbe sızıyor , sonra tüm vücudumuza yayılıyor . Karman çorman bir nakışa dönüşüyor tenimizin altında , üstünde . Tenimizin altındakidir bir yüzümüz , üstündekiyse aynaya yansıyan kibrimiz.