Zaman akıp giderken hayatın anlamını belirleyen şey ona neyi ne kadar nakşettiğimizdir. Her acı, her sevinç , her haz ya da her keder hayata nakış gibi işlenmiyor ; eğreti duruyor bazısı ; veya üstümüzden geçip giden kuş misali değmiyor , dokunmuyor bize. Dokunanlarsa yakıyor , yıkıyor , yapıyor , bozuyor , kılcal damarlarımızdan kalbe sızıyor , sonra tüm vücudumuza yayılıyor . Karman çorman bir nakışa dönüşüyor tenimizin altında , üstünde . Tenimizin altındakidir bir yüzümüz , üstündekiyse aynaya yansıyan kibrimiz.
Sigaranın o kadar sevilmesi , nikotinin gücünden değil , bu boş ve anlamsız âlemde , insana anlamlı bir şey yaptığı Duygusunu kolaylıkla vermesindendir.
Eğer bir gün bu ön yargı kelimeleri , yani Avrupa dillerindeki barbar , japon dilindeki gaijin , Müslümanlardaki kâfir , Almanlardaki Ari olmayan gibi ön yargı sıfatlarını kaldırabilirsek , amacımıza ulaşabiliriz . Amaç nedir derseniz , bence tam olarak şudur : İnsanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği ; din , milliyet, cinsiyet , renk , cinsel tercih , siyaset gibi bir takım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı .