Can B.

Can B.
@Cannbagci
Master
İstanbul
268 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·264 syf.··
2026 1. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 07:58
Uzun zamandır takip ettiğim Coşkun Aral’ın gerçek anlamda Paris merkezli yayın yapan Sipa Press adlı dergi için savaşların, çatışmaların ve muhtelif siyasi çalkantıların eksik olmadığı Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Çad, Kamboçya ve Filipinler’deki fotomuhabirlik serüvenini anlatan bir çeşit otobiyografi niteliği barındıran bu eseri bitirmiş bulunmaktayım. Bu serüveni incelerken Aral’ın böylesi tehlikeli bölgelerde hayatta kalmasını sağlayan şeyin şansı olduğu kadar sabrının, işine bağlılığının, dünyada olup bitenlere dair merakının ve en nihayetinde yaşama hırsının olduğunu farkettim. Eserde otobiyografik unsurlar bulunduğu kadar yaşanılanlardan çıkarılan dersler olduğu dolayısıyla aynı zamanda edebi bir niteliğe de sahip olduğu ve sadece bu nedenle dahi okunmaya değer buldum. Normalde bir solukta okunacak ve pek çok kimsenin yapmayı aklının ucundan dahi geçiremeyeceği bu fotomuhabirlik serüvenini anlatan bu eseri, iş yoğunluğum ve diğer uğraşlarımdan dolayı bir ayda bitirebildim. Böylesi büyük başarılarıyla bu eserin ortaya çıkmasını sağlayan Coşkun Aral’ı tebrik eder kitapsever herkese de tavsiye ederim.
1000Kitap
İmkansız CoğrafyalarCoşkun Aral · Kronik Kitap · 2025143 okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.··
2025 3. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 23:19
Ceza mı? Islah mı?. İnfaz mı yoksa adalet mi? Eserin içerisinde yer alan cinayetler silsilesi içerisinde esasında romanın içerisindeki karakterlere bu soruları tartıştırıyor sevgili Ahmet Ümit. Elbette tüm bu tartışmaların cevabını -kurbanların çoğu cinsel istismar faili de olsa- ne katilin ne de bu katilin işlediği cinayetleri içten içe onaylayan hatta aralarında bazı kanun adamlarının da bulunduğu kamuoyu tarafından verilmesi kolay değil. Romanın ana konusunun irdelenmesine bodoslama girsem de romanın çarpıcı bir biçimde tanıtımı yönünden böyle bir girişi naçizane uygun gördüm zira romanın konusu -özellikle Ahmet Ümit severler yönünden- pek çok okurca malum: 2017 yılında bir çocuk parkında bulunan bir ceset, 2012 yılında Körebe lakaplı bir seri katil tarafından öldürülen toplam 12 cinsel istismar failinin devamı olduğu saptamasıyla cinayet masası ekibimizi göçmen ve organ kaçakçılarının da yer aldığı olayların içerisine sürüklüyor. Her şey birer tesadüf gibi görünse de 2017 yılında parkta bulunan ilk cesedin Başkomiser Nevzat’ı ve soruşturmanın uzandığı yetiştirme yurdunun ise Komiser Yardımcısı Ali’yi yakından ilgilendirdiği ortaya çıkıyor. İlk paragrafta da belirttiğim üzere suç (özellikle cinsel suçlar), suçun motifi; faillerin kimlikleri, geçmişleri, başlarına gelen bir olay sonucu mu yoksa halihazırda suç işlemeye meyilli olmaları ve başlarına gelen olayların işledikleri suçlara bir kılıf olup olmadığı hususları romanda epeyce irdeleniyor. Tam olayların düğümlendiğini düşündüğünüz noktada ise her şey adeta çorap söküğü gibi yavaş yavaş çözülmeye başlıyor. Ahmet Ümit’in yazarlık yeteneğini, zekasını; suç, polisiye ve insan psikolojisi üzerindeki hakimiyetini tartışmaya gerek yok. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu romanda da tüm yeteneğini ortaya koyduğu
Edebiyat
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,8bin okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2025 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 00:22
Zülfü Livaneli’nin bilinen eserlerinden Leyla’nın Evi, Boğaziçi’nde bir Osmanlı paşa sülalesine ait olan Bosnalılar Yalısı’nı çeşitli hilelerle ele geçiren Ömer Cevheroğlu ve karısı Necla tarafından evinden atılan paşanın torunu Leyla Hanım’ın serüvenini ele almaktadır. Vefat eden aile üyelerinin hatıralarıyla dolu yalısını asla bırakamayan Leyla Hanım, yalının önündeki birkaç günlük bekleyişin ardından, çocukluğunu bildiği Yusuf’un bekar evine sığınmak zorunda kalır. Bu süreçte Leyla Hanım hiç tanımadığı ve yabancısı olduğu yeni insanları tanırken yalıyı ele geçiren Cevheroğlu ailesinin de hikayesi günden güne günışığına çıkmaktadır. Hikaye genel olarak ağır ilerlemekle birlikte yaratılan karakterlerin son derece orjinal ve kendilerine münhasır olduğu rahatlıkla söylenebilir. Hemen hemen tüm karakterlerin, atalarının geçmişiyle birlikte karakterlerine yansıyan prensipleri göze çarpıyor. Balkan ve İstiklal Savaşlarının ve bu savaşlar neticesinde yaşanan trajedilerin İstanbul insanlarını nasıl etkilediği hikayede efektif bir biçimde anlatılıyor. Bazı insanların ya da onların atalarının aslında bir başkasını evinden ederek evlerini sahiplendiği, Leyla’nın yalısından atılma olayının insanları evlerinden etme zincirinin son halkası olduğu ifade ediliyor. Kısacası pek çoğumuzun oturduğumuz evlerde birer “misafir” olduğu kastediliyor. Zülfü Livaneli’nin hikayeciliği hususunda olumsuz bir yorumda bulunmam mümkün değil. Kendi payıma diğer eserleriyle karşılaştırdığımda bir Serenad’ın, bir Kardeşimin Hikayesi’nin lezzetini yakalayamasam da okuyup bitirdiğime son derece memnun olduğum bir eser. Göç ve savaş kurbanı insanların acılarına vakıf olmanın herkes yönünden bir insanlık vazifesi olduğunu düşünüyor ve bunu en azından bir parça gerçekleştirmek adına tüm Livaneli severleri
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 01:29
Gabriel Garcia Marquez’in bu meşhur eserinde küçük bir kasabada işleneceğini bir şekilde herkesin bildiği ama basiretsizlikten gibi görünen nedenlerle kimsenin önüne geçemediği bir cinayet öyküsü ele alınıyor. Cinayetin kurbanıysa herkes tarafından hovardalığıyla bilinen Arap kökenli Santiago Nasar. Spoiler vermemek adına hikayenin detayına girmeyeceğim ancak cinayetin işleneceğinin henüz eserin başında anlatıldığı için cinayetin motifi ile bu cinayetin önüne neden geçilemediği hususuna girmekte bir sakınca görmüyorum. Cinayetin nedeni, Santiago Nasar’ın nasıl olduğu hiçbir şekilde açıklanmayan bir şekilde kasabada namusuyla bilinen bir ailenin kızını iğfal etmesi. Cinayetin nedeninden daha enteresan olan ve hikayenin iskeletini oluşturan herkes tarafından bilmesine yahut çok güçlü bir şekilde tahmin edilmesine rağmen neden bu cinayetin önüne geçilemediği ise yine birçok romanda ve günlük hayatta karşımıza çıkan insanın kendisini kandırma sanatıdır. İnsan hemen her zaman kendine yalan söylediği gibi Santiago Nasar’ın ölümünün engellenmesi hususunda kurbanın annesinden en yakın arkadaşlarına kadar tüm kasaba halkının adeta basiretlerinin bağlanarak -gerçekte kendilerini ilgilendirmediği ve bir şekilde bu cinayetin bir parçası olmak istemediklerinden- olayın önüne geçememeleridir. Ne de olsa eserin sonlarında sorgu yargıcının da belirttiği gibi: “Kader, insanı görünmez kılar.” Gabriel Garcia Marquez’in daha önce okuduğum Kolera Günlerinde Aşk ile karşılaştırdığımda hikaye, görece daha akıcı ancak yazar, ağdalı üslubunu bu eserde de eksik etmemiş. Eserin kısalığı ve yukarıda da belirttiğim hususların anlaşılabilmesi için açık bir yüreklilikle okunmasını tüm okurlara tavsiye ederim.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2024 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 23:59
Meşhur filozof ve gökbilimci Ömer Hayyam’ı, rubailerini ve hikayesini belki de en iyi anlatan eserlerden birini bitirmiş bulunmaktayım. Semerkant romanı bize Ömer Hayyam’ın doğup büyüdüğü İran’ın Büyük Selçuklu egemenliğindeki döneminden başlayarak hikayenin ana kahramanı Benjamin O. Lesage’in 1915’teki Titanic yolculuğuna kadar uzanan dört adet hikaye dizisi anlatıyor. İlk iki hikayede Hayyam’ın kurgusal hayat hikayesine, İran ve Büyük Selçuklu tarihine atıflar yapılıyor. Üçüncü hikayeden itibaren ise Lesage’in Hayyam’a, rubailerine ve Doğu kültürüne olan karşı konulmaz merakına, bu merakın kendisini sürüklediği bir dizi serüvene tanık oluyoruz. Eserde (belki çevirisinden de kaynaklı) ağır ifadeler içermesine karşın okunduğunda insanın kendisine bir şeyler kattığını hissettiren bir eser. Tarih severlerin özellikle ilk iki hikayede ellerinden bırakmak istemeyecekleri bir kitap. Bir bütün olarak ele alırsak ta hikaye örgüsü bakımından oldukça anlamlı, tutarlı ve kapsamlı bir eser.
1000Kitap
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
Reklam