Hayvan Çiftliği eseri, okuduğunuzda kafanızın içinde farklı bir pencere açan kitaplardan. Her yaştan insanın okuyabileceği ve her yaşta bambaşka şeyleri keşfedebileceğiniz bir eser.
Eserimiz, Bay Jones'un çifliğinde geçer.
Bay Jones, hayvanlara iyi bakmayan, onlardan fazlasını alıp yeterli yemi bile vermeyen bir çiftlik sahibidir. Hayvanlar bu durumdan şikayetçi olurlar ve bir ayaklanma başlatırlar. Öyle ki bir marşları bile vardır.
Eser, bize bu gidişatın sonunu merakla bekletip okutur.
Küçükken okuduğumuzda değil belki, fakat büyüdükçe George Orwell'ın bu eseri dönemindeki basın sansürlerinden ve zorluklarından kaynaklı niye hayvanlar üstünden aktardığını kavrayıp hatta günümüzle bağdaştırırız.
Bu eseri okuduktan sonra devrim kavramı artık o kadar basit olmaz bizim için. O kadar da, tabiri caizse, pat diye yapılan bir şeymiş gibi gelmez kulağa. Şayet Fransız Devrimi'nden örnekler canlanır hafızamızda.
Bir cümle zihnimizin derinliklerinde parlar ansızın:
Her devrim kendi çocuğunu yer.
Eser, bize devrimin bir anlık bir olaydan çok bir süreç olduğunu güzel bir akışla sunar.
Bu akış, kitap boyunca bizi çiftlik hayvanlarının bir parçası haline getirir.
Kitap bittiği vakit; Hayvan Çiftliği eseri, aklımızın bir köşesine fener tutarak eşsiz eserler arasına girer bizler için.
Nice böyle eşsiz eserler okumanız ümidiyle,
Sevgilerimle iyi ve bol okumalar dilerim.