"Yerküre dediğimiz bu geçici ikâmetgâhı derin bir hüzne kapılmadan seyretmek mümkün müydü acaba? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Tertemiz bir inancın çok güzel bir şekilde cevapladığı bu suale akıl ve ilim cevap bulamıyordu."
"Üstelik yaşıtlarım gibi dinî ilimlerden yüz çevirmeyip hem zahirî yönden hem de batınî kısımlardan nasibimi almıştım. İşte bir gün bu bilgi yığınının altında vicdanımı tahlil ettiğim zaman hayretler içerisinde tuhaf bir karışıma benzediğimi fark ettim. Ben küfür ile imandan, ikrâr ile inkârdan, tasdik ile
şüpheden meydana gelen bir şey olmuştum. Kalben inkâr ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim."
"Ancak bizim gibi değerli vaktinin bir kısmını geçimini sağlamaya, diğer kısmını ise zevk ve eğlenceye ayırmış gençlerin mezarlıklarla uğraşacak vakti mi olur?"
"Beyaz perdenin karşısında o kadar kendinden geçer, o kadar her şeyi bırakırdı ki, sonunda yaşadığı hayatla seyrettiği macerayı birbirinden ayıramaz hâle gelirdi."