ilk çocukluk yıllarımızda yaşadıklarımızın, ruhsal yaşantımızda silinmez izler bıraktığını, hiç kimse reddetmiyor. Ancak hafızamıza dönüp de hayatımızın sonuna kadar etkileri altında kalmak zorunda olduğumuz izlenimlerin neler olduğunu sorduğumuzda ya hiç cevap vermez ya da değeri kuşku uyandıran veya bulmaca gibi olan, nispeten az sayıda münferit anılara işaret ederiz.
çocukluk izlenimlerinin hafızamızda yer almamasına o kadar alışkınız ki bu izlenimlerin ardında saklı olan sorunu tespit edemiyoruz. Onları normalmiş gibi, çocuktaki ruhsal faaliyetlerin kökensel durumuna bağlama eğilimi gösteriyoruz.
Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize, bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz. Mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölürlerdi.