zey

zey
@Catssays
Ek tavsiye hemen ardından filmi de izleyin..
8/10
·293 syf.··
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 14:22
HAMNET - MAGGİE O’FARRELL KİTAP İNCELEMESİ Bazı kitaplar bir hikayeyi değil bir süreci anlatır. Ve öyle bir anlatım sunar ki okur derinden etkilenir. Hamnet’te tıpkı böyle bir kitaptı. İşlediği yas süreci adeta okurun da o yası yaşamasını sağlıyordu. Bir annenin evladının yasını, kaybıyla başa çıkma yolculuğunu okuduk eserde. Ben okurken Agnes’in tüm duygularını kalbimde hissettim. Annelik kavramı çoğunlukla kutsal addedilen bir kavram. Anneliği bu denli kutsal yapan ise o görünmez emek, ne pahasına olursa olsun çocuklarını koruma içgüdüsü, kendinden vazgeçip onları yaşatma hissi. Kitapta Agnes şöyle diyordu: “İşe yarayacağını bilsem, kalbimi yerinden çıkarıp ona verirdim.”( s.221/ Domingo Yayınları) Bu denli yoğun hislerle acı çekerken nasıl tutulur bir evladın yası? İşte kitap tam olarak bunu anlatıyor. Okuduğumuz bir biyografi değil, bir Shakespeare romanı da değil. Bu kitap 16. yüzyılda yalnız başına çocuklarını yetiştiren bir kadının en değerlilerinden birini kaybettikten sonra yaşadığı yasın kitabı. Kocası kendini gerçekleştirebilsin diye yalnız kalan bir kadının dramı. Okuduktan sonra ben kendime sordum mesela eşi Agnes olmasaydı, Shakespeare yine de bu kadar başarılı olabilir miydi. Elbette yeteneği kuşkusuz ancak Agnes’in ona kendi olabilme imkanı vermesi, en azından yolunda bir engelden ziyade destek olması da kuşkusuz. Kitap yas hakkında, kaybın ardında bıraktığı sessizlik, kalanların yarım kalışı hakkında. Ve bence tüm bunlar Maggie O’Farrel’ın şiirsel dili, zamanı bir ileri bir geri anlatısı ve akıcılığı sayesinde daha da çarpıcı bir şekilde sunulmuş. Her ne kadar ben dili ve anlatımı beğenmiş olsam da kitabın kronolojik düzlemle ilgisizliği kimi okurları zorlayabilir. Hamnet, Agnes ve eşinin tanışmasından HAMLET adlı oyunun prömiyerine kadar uzanan bir
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Reklam
*Âşık Şeytan Üzerine*
6/10
·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 23:39
Jacques Cazotte daha önce hiç rastlamadım bir yazardı ancak kitap fuarında dolaşırken Âşık Şeytan, bende bir okuma merakı uyandırdı ve kitabı aldım. Henüz okumaya fırsat buldum ve bir günde bitirdim. Benim için okuması oldukça keyifli bir kitaptı. Şimdi ne olacak diye düşünerek, meraklanarak okudum. Bu sebeple kitabı epey sevdim. Âşık Şeytan, Don Àlvaro'nun cahil cesareti ile ruhlar dünyasını kurcalaması ve akabinde ruhuna bir şeytanın musallat olmasını anlatıyor diyebiliriz kısaca. Şeytan çok güzel bir kadın kılığında karıştırıyor Don Àlvaro'nun aklını. Kahramanımız karşısındakinin Şeytan olduğunu bilse de kendini bu tutkulu aşka kaptırmadan kurtaramıyor ve bizde onun bu yolculuğunu okuyoruz. Bence kitap yazarın dini eğitim alışından da hareketle içten içe dinden uzaklaşmamayı, kötü/batıl inançların esiri olmamayı, aşk, şehvet, tutku gibi duyguların esiri olmamayı öğütlüyor. Ve bunlara aldanırsa insanın başına neler gelebileceğini masalsı bir dille anlatıyor. Örneğin Don Àlvaro, muhafazakar bir ailede yetişmesine rağmen "gençlik heyecanı" ile bu aldatmacaya düşüyor. Cehaleti ona gereksiz bir özgüven yüklüyor. Yani o cahil gençliği temsil ediyor, okura onları yansıtıyor. Okur onun bu halini görüp kendi kötü huylarını törpülemeye sevk oluyor. Yani yazar kısaca insanı dine ve bilgili olmaya yönlendirmek istiyor diyebilirim. Kitabın beni en etkileyen yönü kullanılan masalsı dil, çevirmenin muazzam çevirisi ve de genel diyaloglar oldu. Benim için bütün bu bileşenler okumayı zevkli bir hâle getirdi. Ancak kitapta yer alan alternatif sonu oldukça ham ve yetersiz bulduğumu da söylemeliyim. Onun dışında kitapta beni rahatsız eden pek bir nokta olmadı. Benim için bu kitap bir öğüt kitabı oldu. Böyle kitapları genelde sevmesem de bence yazar bunu çok güzel bir dille aktarmış
1000Kitap
Âşık ŞeytanJacques Cazotte · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,213 okunma
8/10
·408 syf.··
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 11:51
UĞULTULU TEPELER - EMILY BRONTE Uğultulu Tepeler, uzun zamandır “gelmiş geçmiş en toksik ilişkili aşk romanı” başlığı ile bende okuma isteği uyandıran bir klasikti. Halihazırda beyaz perdenin kitap uyarlaması filmleri peş peşe vizyona almasıyla bende bir an önce kitabı edinip okudum. Ve kesinlikle tanımın hakkını verdiğine karar verdim. Oldukça beğensem de zaman zaman çok sıkıldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Kitap Mr. Earnshow’ nın Heathcliff’i eve getirmesi ile başlayan kuşaklar arası ilişki silsilesini anlatıyor diyebiliriz kısaca. Evin biricik kızı Catherine ile arasındaki ilişki öylesine toksik ve yıpratıcı ki çevrelerindeki herkes bu ilişkinin toksikliğinden nasibini alıyor. Kitapta iki anlatıcı var Mr. Lockwood ve Mrs. Dean. Mrs. Dean kuşaklardır o evde çalışan bir hizmetçi ve olayların birinci gözden şahidi yani olayları onun ağzından dinliyoruz. Ayrıca kısa bir süre Hareton’u ve uzun yıllar da Cathy’i büyütüyor. Bu sebepledir ki her şeye şahit. Kitap; aşk, delilik, hor görme, cehalet gibi pek çok konuya değiniyor. Örneğin Heathcliff ile sınıf kini, Catherine ile aşk ve tutkunun deliliğe varan boyutu, Joseph ile dini kullanarak yozlaşma apaçık okura sunuluyor. Ve insanı gerçek aşk bu değil ki diye düşünmeye zorluyor bence. Çünkü Heathcliff ve Catherine arasındaki ilişki ikisinin de sonunu getiriyor. Yalnızca ikisinin değil zavallı Linton ailesi de bu aşk uğruna hiç oluyor. Heathcliff aşık ancak öfkeli bu da onu son derece yıkıcı yapıyor. Çünkü Mr. Earnshow ve Catherine dışında kimse ona ne sevgi ne de şefkat göstermiş. Aksine onu o kadar ezip aşağılamışlar ki Heathcliff bu boşluğu herkese eziyet ederek kapatabileceğini zanneden, bu şekilde intikam alabileceğini düşünen biri olmuş. Zavallı Catherine ise onu en iyi halindeyken tanımış, saf ve çocuk
İnceleme
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma
Kısa bir okur yorumu...
Puan vermedi·472 syf.··
2026 6. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 18:23
YEŞİL PERİ GECESİ - AYFER TUNÇ Kitaba ne bekleyeceğimi bilmeyerek başladım açıkçası. Daha önce hiç Ayfer Tunç okumamıştım ve dili hakkında pek bir fikrim yoktu. Kitabın ilk başlarında okuyamacağımı düşünürken bir de baktım ki kitabı büyülenerek bitirmişim. Bence oldukça çarpıcı bir eserdi, Yeşil Peri Gecesi. Herkesin de zevk alarak okuyacağını düşünmüyorum. Çünkü kitap toplumsal pek çok sorunu dan diye çarpıyor yüzümüze. Soğuk su etkisi yapıyor. Benim için güzellik, kadının rolü vs. üzerine biraz daha kafa patlatma olanağı verdi, düşündürdü. Ki ben bir kitabı okuduktan sonra üstüne düşünmeyi tercih edenlerdenim. O yüzden etkilendim. Şebnem’in çocukluk travmasının, ebeveynlerinin tutumlarının hayatını nasıl bir noktaya getirdiğini okuyoruz kitapta. Ona yer yer kızsak da şöyle bir durup düşününce onu anlamamak işten bile değil. Toplumun güzel kadına bakışını, sınıf atlama arzusunu, çürümesini tüm detaylarıyla çok iyi anlatmış Ayfer Tunç. Benim için keyifli bir okuma yolculuğuydu. Ayfer Tunç’un diğer kitaplarını da okuma arzusu uyandırdı. Okumayı düşünen herkese tavsiye ederim, şimdiden keyifli okumalar. Ayfer Tunç Yeşil Peri Gecesi
2026 Okuma Raporları
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
~Bir Okur Denemesi~
6/10
·152 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 23:47
Bu kitabı sosyal medyada çok fazla görüp merak edip almıştım, ismi de oldukça çarpıcıydı ve ilgimi çekti. Böylece ben de kitabı edindim ve okumaya başladım. İlk sayfalar ve ilk izlenimim hikayenin bana çok tanıdık gelmesi oldu. Etrafımda çeşitli sebeplerle psikolojik destek almış çok sevdiğim insanlar var. Ve ben de psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğumu düşünmeme rağmen bunu bastıran bir taraftayım. O yüzden kitap içeriği itibariyle beni zaten yakalamıştı. Okurken yer yer çok duygulandım, hak verdim ve kimi zaman da kendimi o terapi koltuğunda buldum. Yazar bu yolculuğunu bizimle paylaşarak benim gibi yardım almayı reddedenlere bence yardımcı oluyor yani kendi yazma amacına hizmet eden bir kitap olduğunu düşünüyorum. İnternette bu kitaba dair fazlasıyla acımasız yoruma da rastlamak mümkün; kitabın tam bir ısmarlama kitap olduğunu söyleyenler, pazarlama için yazıldığını söyleyenlerin yorumları oldukça fazla. Ama ben kimsenin kendi psikolojik sorunları ile reklam olmak isteyeceğini sanmıyorum. Kaldı ki yazarın 2025 Ekiminde şaibeli bir şekilde ölmesi de bence bu varsayımları biraz geçersiz kılıyor. Kitap yazar ve psikiyatrın terapi seanslarının derlenmiş halinden ve de yazarın yorumlarından oluşuyor. Bu konsept de bence herkesin dikkatini çekecek bir konsept değil. Bu sebeple kitaba başlarken bence bunlar değerlendirilmeli. Haliyle dramatik bir anlatım var çünkü yazarımızın depresyon, yeme bozukluğu, alkolizm gibi sorunlarını dinliyoruz. Anlatılan şey oldukça gerçekti. Örneğin “ Kendi negatif duygularım içinde debelenip duruyorum, sonra da onlardan kurtulmak için delicesine bir kaçma isteği kaplıyor içimi.” (s.18/Nova Kitap) alıntısında yazarın kurduğu cümle benim çoğu zaman her zerremle hissettiğim bir şeyi anlatıyor. Bu duyguda yalnız olmadığımı bilmek beni rahatlattı
Ölmek İstiyorum ama Hâlâ Tteokbokki Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20251,290 okunma
Reklam