, medeniyeti de şöyle tanımlamıştır. “ içindeki insanların kişisel otoriteye bağlanmadan, birbirleriyle birlikte yaşayabildikleri bir toplum, medeni bir toplumdur” Yani, bir padişaha, bir halifeye, bir peygambere bağlanmadan yaşanılabilecek bir toplum yaratmak lazım. Takdir edersiniz ki, bunu sabahtan akşama tesis etmek mümkün değil. Evet, Atatürk bir diktatördü diyoruz. Niçin bir diktatördü? Bu, ilaç almayı reddeden hastaya, tedaviyi reddettiği için ilacı zorla vermek gibidir. Hatta bir adam intihar ederken engel olabilecekken seyretmeyi tercih etmiş biri gibi görülürse dolaylı olarak bir ölüme sebep olmaktan cezalandırılır. Atatürk problemlerin tespiti ve çözüm yolları hakkında diğerlerinden çok daha akılcı ve “ doğru” tespitleri olduğuna inanıyor ki, bu doğru. Atatürk, bu toplumun ekseriyetinden daha iyi düşündüğünün farkındaydı.inklap
Fırtına çıktığı zaman Zeus yaptı diyoruz, deprem olduğu zaman poseidon yaptı diyoruz, bunlara mani olmak için Zeusa büyük boğalar, poseidona atlar kurban ediyoruz ama bu felaketler durmuyor. O halde bu işte bir keyfilik var…
Peki, ahlakın temeli din olabilir mi? O da mümkün degil, çünkü din baska bir adamın lafıdır. Birileri çıkmış, o dinin otoritesini saglamak için bir seyler söylemiş. "Bana bunu birileri söyledi, bizi yaratan soyledi," demis. Peki, bu birileri bunları bana niye soylemiyor? Bu yaratan bu kadar güçlüyse niçin bir elci kullanıyor? Hepimize tek tek söylesin rahat edelim. Dolayısıyla dinin ahlakın demeli olması söz konusu degildir.
Aziz Milletime Tavsiyem
Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın! -Atatürk