"Dünyanın insan yapımı olmayan bir parçasını istiyordum, kusma raddesine geldiğim insandan tamamen bağımsız bir parçasını.
Bütünüyle toprağa ait, fikirden yoksun bir şey istiyordum. Yok olma pahasına bile, kanımın damarlarımda tekrar akmaya başladığını hissetmek istiyordum. Taşı içimden söküp atmak istiyordum. Doğanın karanlık doğurganlığını istiyordum; rahmin derin kuyusunu, sessizliği ya da ölümün karanlık sularının kıyıya vurmasını. Gece olmak istiyordum; yıldızlarla, süzülen kuyruklu yıldızlarla bezeli bir gece. Geceye ait olmak; ürkütücü bir biçimde sessiz, aynı anda hem kavranamaz hem de anlaşılır olmak. Bir daha asla konuşmamak, dinlememek; düşünmemek. Hem kapsanan hemde kapsayan olmak. Merhamet yok, şefkat yok. Sadece toprağa ait bir insan olmak; bir bitki, bir solucan, bir nehir gibi. Ayrışmış olmak; molekül kadar değişken, atom kadar dayanıklı, dünyanın kendisi kadar kalpsiz."
~
Korkularıyla yaşayan insanlar var.
Kanatlarını uçmasız, gözlerini bakmasız, ayaklarını gitmesiz, günlerini geçmesiz ve kalplerini sevmesiz bırakan insanlar var