Şeyma Çelebi

“Kendimi çocukluk lakabımı kullanarak adlandırmamın bir sebebi de kendime bir bilim adamının aynı zamanda tam bir çocuk gibi olması gerektiğini hatırlatmak. Eğer bir şey görürse onu gördüğünü söylemeli, bu şey göreceğini sandığı şey olsa da olmasa da. Önce görmeli, sonra düşünmeli, denemeli. Ama her zaman önce görmeli. Aksi takdirde yalnızca beklediğiniz şeyleri görürsünüz. Birçok bilim adamı bunu unutur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Birisini eleştirmeye kalktığında, dedi bana, “şu dünyada her insanın seni sahip bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını hiç aklından çıkarma.”
“İlginç bir şey,” dedi Arthur yavaşça, “insan Evrende ne kadar daha hızlı ve ne kadar uzağa giderse Evrendeki yeri de o kadar önemsiz görünüyor, ”
Çünkü zaman, bir firavun cesediyle bir fare ölüsünün sonlarındaki eşitliği sağlayan güçtür.Çünkü tabiat, bir vücutta verdiğini son zerresine kadar geri alan en müthiş alacaklıdır.
Efendim, bu dünyanın hali bir döngüden ibarettir.Yenilik diye insanlar kendilerini aldatıp duruyor.Yenilik yok.Eskimiş, unutulmuş fikirleri başka isimler takarak yeni adıyla meydana çıkarıyorlar.İşte yenilik bu!