Dantes

Dantes
Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum. "Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
"İnsan neden ölümsüz değil?" diye düşünüyordu. "Beynin merkezi ve kıvrımları, görme ve konuşma kabiliyeti, bu sağlık ve deha, bütün bunlar toprağa karışarak eninde sonunda yerkabuğuyla birlikte soğumaya ve sonrasında dünyayla birlikte güneşin etrafında milyonlarca yıl anlamsızca ve amaçsızca dönmeye mahkûmsa neye yarar? Toprağın altında soğuyacak ve dünyayla birlikte dönecekse insanı bu yüksek, neredeyse Tanrısal aklıyla yoktan var etmeye ve sanki alay edercesine tekrar çamura dönüştürmeye hiç gerek yok."
Sayfa 24·Kitabı okudu
Reklam
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Sayfa 8·Kitabı okudu
Yaşamayan Bilemez
Asırlık halk deneyiminin de öğrettiği gibi: "Asla dilenci olmam, hapse düşmem demeyeceksin." Günümüz yargı süreçlerinde adli hatalar kolaylıkla yapılabilmektedir. Resmi görevleri ya da işleri itibarıyla başkalarının acılarıyla ilgilenmek zorunda olan hâkimler, polisler ve doktorlar zaman içerisinde bu duruma alıştıkları ve bir o kadar hissizleştikleri için çok isteseler de muhataplarına resmiyet sınırlarının dışında davranamazlar. Bu bakımdan onların, arka avlularda koyunları ve danaları kesip de akan kanın farkına varmayan köylülerden hiç farkları yoktur. Suçsuz bir insanı bütün özel haklarından mahrum bırakarak kürek cezasına mahküm etmek için bireyle resmi ve acımasız ilişkisinde hakimin sadece bir şeye ihtiyacı vardır: O da zamandır. Karşılığı maaş olan birtakım resmi görevleri yerine getirecek kadar zaman; karar verildikten sonra her şey biter. Ondan sonra demiryolundan iki yüz verst uzaklıktaki bu küçük ve çamurlu kasabada adalet ve korunma ara dur!
Sayfa 8·Kitabı okudu
Adam haklı bence
Onunla hangi konuda konuşursanız sözü hep aynı yere getirirdi: Kasabada yaşamak boğucu ve sıkıcıdır; yüksek ideallerden yoksun olan toplum zorbalıkla, kaba bir sefahatle ve ikiyüzlülükle çeşitlendirilmiş cansız, anlamsız bir yaşam sürdürmektedir. Namuslular kıt kanaat geçinirken, namussuzların karnı tok sırtı pektir. Okullara, dürüst yönetimi olan yerel bir gazeteye, tiyatroya, edebi toplantılara, entelektüellerin birlik olmasına ihtiyaç vardır. Toplumun bilinçlenmesi, dehşete düşmesi gerekir. Dmitriç insanlar hakkında yargıda bulunurken farklı renkleri gözetmeden sadece siyah ve beyaz gibi keskin renkler kullanırdı. Ona göre insanlık namuslular ve namussuzlar olmak üzere ikiye ayrılıyordu; ikisinin arası yoktu. Kadınlardan ve aşktan daima tutkuyla, heyecanla bahsederdi; ancak bir kez bile âşık olmamıştı.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Bir Uyanışın Kısa Hikayesi
8/10
·69 syf.··
2026 8. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 02:40
Olağanüstü Bir Gece’yi okurken ilk his şaşkınlık. Hatta biraz sıkıntı. “Galiba boş bir şey okuyorum” dedirten bir sıradanlık hâkim metne. Ama bu duygu bir kusur değil; tam tersine, Stefan Zweig’in bilinçli bir tercihi. Çünkü anlatılan hayat da tam olarak böyle: düzenli, güvenli ve içi boş. Zweig, kahramanını büyük felaketlerin içine atmaz. Küçük, neredeyse önemsiz görünen bir hata yeterlidir. Ama o hata, insanın kendisiyle ilk kez yüz yüze gelmesine yol açar. Utanç, korku ve suçluluk eşliğinde gelen şey ise beklenmedik biçimde hayatta olduğunu hissetmektir. Bu hikâye ahlak üzerine yazılmış bir ders değildir. Zweig, “iyi insan” olmayı yüceltmez; daha rahatsız edici bir sorunun peşindedir: İnsan gerçekten ahlaklı olduğu için mi düzgün yaşar, yoksa hiç sınanmadığı için mi? Hikâyenin sonunda hissedilen şey bir pişmanlık değil, bir uyanıştır. Kahraman artık daha iyi biri değildir belki ama daha gerçek biridir. Kendi içindeki insanı tanımış, bu yüzden başkalarını da yargılamadan anlayabilecek bir noktaya gelmiştir. Zweig’in finalde söylediği şu cümle, metnin ruhunu özetler: “Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık.” Çünkü insan kendini tanıdığında, kaybettiği şeyler yalnızca maskelerdir. Olağanüstü Bir Gece, kısa ama etkisi uzun süren bir metin. Bitince rahatlatmaz; insanın içine küçük bir huzursuzluk bırakır. Ama bazen tam da o huzursuzluk, insanın gerçekten yaşadığını hatırlamasıdır.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,8bin okunma
Reklam