Cem

Cem
Akdeniz üniversitesi
Antalya
56 okur puanı
Mart 2015 tarihinde katıldı
Temizlik yaptım bugün... Hem de tüm benliğimde... Tüm kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı temizledim... En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş bütün pislikleri attım... Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce... Görmenizi isterdim... İçimde ne kadar da büyük bir yer kaplıyorlarmış... Kırgınlıklarımı atarken, bakmadım neydi onlar diye... Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanmaya değer... Onların yerine bağışlamayı yerleştirdim özenle.. Titizlikle her kırgınlığın üzerine ektim bağışlamanın tohumlarını... Bağışlamayı ekerken, tekrar kırılmaktan korkuyordum belki... Kıskançlığımı çıkardım... Meğer ben ne az kıskançmışım... Çok kolay oldu. Sevindim... Sanki kaybettiğim bir eşyamı bulmuş gibi oldum... Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde... Nasıl temizlerdim bilmiyorum... Sıra korkularıma gelmişti... Çıkarmaya bile korktum önce... Ne çok alışmışım onlarla yaşamaya... Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır anlayamadım... Her gün yeni yeni endişelerle beslenen yeni korkular birikmişti içimde... Mutluluklarımı, umutlarımı ne de çok ertelemişim... O an bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekleseydim, almadan verip, beklemeden sevseydim, herşeyden önce içimdeki sevginin ve gücün daha fazla farkında olsaydım böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı... Çok zorlandım korkularımı temizlemekte... Birbirlerinin içine halkalar biçiminde girmişlerdi, kenetlenmişlerdi adeta... Ama bir bebek şefkatiyle, öperek, severek, okşayarak ve onları bir zaman kabus gibi yaşamaktan pişmanlık duymayarak çıkardım içimden... Kızsaydım korkularıma, bağırıp çağırsaydım onlara yine dönüp dolaşıp geleceklerdi biliyorum... Temizlik yaptım bugün, bahar temizliği... Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim... Almadan vermeyi, sevilmeden sevmeyi,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kızın arzuladığı şekliyle ölüm bir yok oluşa değil, bir redde benziyordu. Kendi kendini redde. Hayatında hiçbir gün, söylediği hiçbir söz onu memnun etmemişti. Hayatın içinde kendini nefret ettiği ve bir türlü kurtulamadığı ağır bir yük gibi taşıyordu. Bu yüzden de tıpkı buruşturulmuş bir kağıdı atar gibi, tıpkı çürük bir elmayı atar gibi kendi kendini atıp reddetmek istiyordu.
evet, biliyorum, milyonlardan ve yüz milyonlardan yalnızca biriyim ben. her sabah işe giderken evlerinden çıkan insanları görüyorum; uykularını alamamış, neşesiz, renksiz ve ruhsuz yüzlerle işe gidiyorlar; istemedikleri, sevmedikleri, hiç ilgi duymadıkları işlerine gidiyorlar hepsi de ve bu insanlar akşamları kurşun gibi ağırlaşmış bakışlarla, ayaklarına kara sular inmiş bir halde tramvaylara binip yeniden evlerine dönüyorlar; hepsi de sevmedikleri anlamsız bir işten ya da ne olduğunu anlamadıkları anlamlı bir şeyden yorgun ve bitkin düşmüşler. ancak onların hiçbiri yaşamın anlamsızlığının böylesine korkunç olduğunu bilmiyor ve bunu benim gibi hissetmiyor içinde. onlar için ilerlemek demek, ayda on şilin daha fazla kazanmak ya da başka bir unvana, başka bir köpek markasına sahip olmak demektir; onlar akşamları toplantılara gidiyorlar ve orada kapitalist dünyanın batmasının yakın olduğu, sosyalist düşüncenin iktidara gelip dünyayı ele geçireceği, bunun yalnızca 10 yıl ya da 20 yıl sonra gerçekleşeceği ve işte o zaman kapitalistlerin başlarına nelerin geleceği konusunda anlatılan öyküleri dinliyorlar. ancak benim sabrım kalmadı, ben bekleyemem, ne 10 yıl ne de 20 yıl. otuz yaşındayım ve hala kim olduğumu ve bu dünyanın ne işe yaradığını bilmiyorum; pislikten, kan ve terden başka bir şey görmedim şimdiye kadar. beklemekten başka yaptığım bir şey yok, hep bekledim durdum ve hala da bekliyorum. artık aşağıda kalmaya, dışarıda olmaya dayanamıyorum, bu beni hasta ediyor; zamanın, altı delik ayakkabılarımın altından akıp gittiğini seziyorum. yaşamlarından memnun olduklarını söyleyen bütün insanlardan nefret ediyorum; onlar beni öyle öfkelendiriyorlar ki, bazen rahatlarına bir yumruk atmamak için cebimdeki elime zor hakim oluyorum. şu yan masada oturan üç kişiye bir bakın.
hepimiz ruh hekimlerine gereksinim duyacak kadar önemli olduğumuzu düşünmekten hoşlanırız.
çok önemli sınavlarda, sigaranın yardımı kutsal kitaptan daha etkilidir.