Kitap tam anlamıyla başlıkta da bahsettiğim üzere harfi harfine PROPAGANDA eseridir.
2.Murat’ı içki içen ve bundan dolayı ölen bir padişah, Fatih Sultan Mehmed’i daha küçük yaştayken bile babası tarafından hor görülen, bir şeyi beceremeyen bir çocuk olarak tanıtması; büyük ihtimalle de Sultan’ın bir Yahudi olabileceğini iddia etmesi, kız kardeşine “sadist” damgasını vurması, haşa Fatih Sultan Mehmed’i içki içen, erkeklerle cinsel münasebette bulunan bir sapık olarak tanıtma cürretini göstermesi, bu yazarın ne kadar şerefsiz ve aşağılık bir varlık olduğunu gösterir. Bunları yaparken hiçbir kayanağa başvurmaz iken Osmanlı vakanüvislerinin güvenilir olmaması gibi isnatlara sıkça başvurur.
Hünyadi Yanoş, Gjergj Kastrioti (Arnavut devşirmesi, eski Osmanlı askeri olan İskender Bey) ve diğer Batılı devletlerin yapmış olduğu savaşların ne kadar kahramanca çarpıştıklarını ve büyük başarılara imza attığını söyleyip, Fatih Sultan Mehmed’in başarılarını ve Osmanlı zaferlerini paşalara ve birtakım şanslara bağlaması son derece taraflı olduğunu bir kez daha kanıtlar niteliktedir. (Örneğin, İstanbul’un alınmasında Hristiyanlar’ın tavsiyesi olmuş da, urban sayesinde olmuş da, gemiler tam Venedikliler tarafından yakılacak iken Cenevizliler’in haber vermiş de [Cenevizliler zaten Konstantinopolisi savunurken neden böyle kritik bir istihbaratı düşmana sızdırır? çelişkiye bak], Giovanni Giustiniani-Longo kaçtıktan sonra her şey bitmiş de… Zaten tüm o gemiler, toplar, askerler bunların hepsinin eli armut topluyordu yani saçmalığın tam bir daniskası. Bir de diyor ki İstanbul’un içine giren ordu Ayasofya’daki tüm erkek ve kadınlara tecavüz etmiş.. Tarihte bunların tümü kadar aşağılık iftiralar görülmemiştir.
Fatih Sultan Mehmed’i barbar, sözünde durmayan, kana susamış, merhametsiz,