Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yazmış olduğu çoğu eserde toplumsal sorunlardan ziyade bireysel kimliğini oluşturan sorunlara yer verdiğini görmekteyiz. Karakterlerini ise çocukluğunda yaşamış olduğu travmalara, psikolojik sorunlara bağlı olarak kişinin daha çok uyumsuzluk, çatışma, çelişki gibi ruhsal sorunlarına yer vererek oluşturur. İnsanların karakterlerinin çocukluk yıllarında yaşadığı olaylara bağlı olduğunu anlatan hikayesi ise Acıbadem'deki Köşktür. Hikayede karakterin çocukken dayısının Acıbadem'deki köşkünde yaşadığı anıların kişiliğini nasıl etkilediği anlatılmaktadır. Bu hikayesi vesilesi ile eserlerinde yazdığı huzursuzluk konusunun da çocukluğunda yattığını söyleyebiliriz. Yaşadığı huzursuzluğu anlatabilmek için yazmış olduğu Huzur romanı hakkında yapılan değerlendirmelerin çoğu Huzur'un Tanpınar'ın yaşamından, ailevi sorunlarından, duygu ve düşünce dünyasından izler taşıdığı, bu yüzden yazar ile karakterin içselleştiğini, aralarında bağ kurduğunu görebilmekteyiz.
Huzur romanındaki karakterlerin kişilik özelikleri Tanpınar'ın hayatında görmüş olduğu insanlar ile benzerlik gösterir. Mümtaz karakteri Tanpınar'ın kendisi olmakla birlikte karakterimizin kuzeni olan İhsan, hayata bakış açısı ve düşünceleri ile Tanpınarı derinden etkileyen ve akıl hocası olan Antalyalı genç kıza mektubu'nda "yalnız millet ve tarih hakkındaki fikirlerimde bu büyük adamın mutlak denecek tesiri vardır." dediği Yahya Kemal'dir. Mümtaz'ın sevdiği kadın olan Nuran ise Tanpınar'ın asistanlık yaptığı dönemde bir kaç defa gördüğü güzel bir kadındır.
Hem Tanpınar’ın hem de Mümtaz’ın buluştuğu bir diğer ortak payda da ölümlerdir.
Buna göre savaş yıllarında babasını kaybeden Mümtaz ile savaş yüzünden yaptığı yolculuk esnasında hastalıktan annesini