“Terbiyeli, güvenilir, her şeyi gözünüzden okuyan, anlayışlı, sorun çıkarmayan bir çocuk… Aslında çocukluğunu yitirmiş olan bir çocuk… Peki, benim çocukluğuma ne oldu? Onu benden çalmadınız mı? Artık geri dönemem, yitirdiğim çocukluğumu yeniden yaşayamam. Baştan beri bir yetişkindim, hiç çocuk olamadım… Yeteneklerim — onlar hep kötüye mi kullanıldı?”
Genelde geçerli olan düşünceye göre, çoğu zaman ana/babaların "medarıiftiharı" olan bu insanların güçlü ve kararlı bir öz güvene sahip olması gerekir; ancak gerçekte durum bunun tamamen tersidir... El attıkları her işi iyi, bazen de mükemmelliğe varan düzeyde başarırlar, hayranlık uyandırırlar, belki de kıskanılırlar; fakat bütün bunların bir yararı olmaz. Parlak görünümlerinin altında bunalım, boşluk duygusu, kendine yabancılaşmış olma ve varlıklarının anlamsız olmasından duydukları kuşkular pusuda bekleyerek zayıf bir anı kollar.
içsellestirici çocuklarm kendi kendilerine yetebilme hâlleri, onlarin bir
yardima gereksinim duymadiklari izlenimini verir Onlari iyi oldugu ve
kimsenin onlari dikkatlice gözetlemesine gerek kalmadan yasayip gittikleri
kabul edilir. Ebeveynleri onlara dogru yapacaklari konusunda güvenir ve
yasl ruhlar' olarak nitelendirilebilirler. Onlar isteyerek böyle davranirlar ve
kendilerine asiri güvenen birey rolünü canlandirirlar. Bu durum, yetiskin
olduklarinda baskalari için kendilerini yormalarina neden olur.