Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Rivayet olunur ki, bu fani cihandan göçmezden evvel babasından Abdullah bin Ömer bin El Hattab şöyle sual etti:
“Babacığım, bir daha seni ne zaman ve nerede göreceğim?”
Babası: “Öteki cihanda” diye yanıtladı.
Abdullah, “Daha erken görmek istiyorum.” dedi.
Babası: “Birinci olmadı, ikinci o da olmadı, üçüncü gece beni rüyanda göreceksin.” dedi.
Abdullah tam 12 yıl babasının sözünü ettiği rüyayı görmedi. Nihayet bir gece onu rüyasında görünce dedi ki:
“Babacığım, vefatından sonra 3 gün içinde seni göreceğimi söylememiş miydin?”
Babası:
“Sevgili oğlum, Bağdat civarında harap halde bir köprü vardı, görevliler de onarımını ihmal etmişler idi. Bir koyunun da ayağı oradaki bir deliğe denk gelivermiş de kırılmış. Şimdiye değin onun davasıyla meşgul idim.”
diye cevap verdi.
Bu eser gencecik bir insanın heba oluşu şeklinde özetleyebilir. Dilber'in Kafkasya'dan getirilişi ve Mısır'a gönderilişi ardından "özgürlüğüne" kavuşması konu edilmiş. Bizlere konusu bakımından gerçekten güzel bir eser bırakılmış.