Peki bizi sürdüler, kovdular da ne oldu? Başları göğe erdi mi? ülke büyük bir kalkınma mı yaşadı? Bu şehir mamur, müreffeh mi oldu? Hayır, aksine çok daha fena olmuştu. O büyük imparatorluklar kültürünün renkleri tek tek sönmüş, müziğimiz, edebiyatımız, yemeklerimiz, mimarimiz, giysilerimiz, sözcüklerimiz, yani hayatımızı oluşturan ne varsa hepsi eksilmişti bir parça.
Evet, bazen insandan çok hikayesi etkiler sizi, bazen de bizzat o insanın kendisi. Kişiyi yaşadıklarından nasıl ayırabiliriz diye düşünülebilir, ama ayrıdır.
Sosyal statümüz ne olursa olsun, toplumun her kesiminden insanla iletişim kurabileceğimiz ortak diller geliştirmek zorundayız. Bu da ancak izole kalmayarak, kendi hayatımızı nasıl yaşıyorsak yaşayalım sokağın içinde de var olarak mümkün hâle gelebilir.