Takdir-i ilahinin ebedi hükmü sayesinde, adalet ve hakikat ruhu bir insana egemen olduğunda, o insanın tüm alanlarda ürettiği her şey güzelliğin parlaklığıyla bezenir.
Zor zaptedilebilir kocasını idare etmenin yollarını da bir şekilde bulmuştur. Gelinine ilk sorduğu sorulardan biri "çarık dikmeyi, ip eğirmeyi bilir misin?" olur. "Bilirim" cevabını alınca da sıkı sıkıya tembihliyor: "Sakın bunu kayınpederine söyleme, o şimdi sana soracaktır, bizim çarıklarımızı o diker, biz onun kadar iyi ve sağlam dikemeyiz, senin diktiğini öğrenirse bir daha o işi yapmaz".
"Bak, üç çocuğun gurbette okuyor. Onlara kaç hoca hizmet ediyor, kaç insan alakadar oluyor biliyor musun? Kutuz Hoca'nın çocukları iyi okuyor diyorlar, doğru, ama nasıl okuyorlar? Ben burada başkalarının çocuklarına bu kadar emek vermesem senin çocuklarına da başkaları o kadar emek vermez. Bu işler sadece para ile, kuru dua ile de olmaz. Ben onlara buradan böyle yardım etmeye çalışıyorum..."