"Hep kötü , sakat şeyleri mi göreceksin? Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerine ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden, doktor bulamayanlardan, hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi, güzel seyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli?
BU MEMLEKETTE YÜZÜ GÜLEN BAHTİYAR İNSAN YOK MU?"
Zaten kitap dediğimiz neymiş ki? Insanlardan bahseden bir sürü hayalden ibaret. Romanlar da saçma; başı boş ve tembel kimselerin gönlü hoş olsun diye düzülmüş bir yığın martaval. İnanın bana anacığım, yaşımın. Verdiği tecrübeye inanın. Kulaklarınızı bir Shakespeare lafıyla dolduracaklardır: Edebiyatta Shakespeare... falan,filan diye... Shakespeare de saçma, hepsi saçma, hepsi bir yığın düzmeceden ibaret!