Ceyda Küçükoruç

Ceyda Küçükoruç
8/10
·136 syf.··
2014 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2014 00:00
Barış Bıçakçı'nın kitaplarını kronolojik sırayı tersten takip ederek okuyorum :) Kitaplarına değişik, akılda kalıcı ve merak uyandırıcı isimler vermesini çok beğeniyorum. Bu kitap da ilk olarak beni ismiyle çekti kendine. Bir matematikçi olarak yere paralel bir gidişi tamam anladım da ya sonrası ne ola ki dedim ve böylece sayfaları çevirmeye başladım... Kitapta intihar etmiş genç bir kızın ardından yaşananlar anlatılıyor diyebiliriz. Başak ve Umut babalarının terk edip gittiği iki kardeştir. Yıllar boyunca hep bunun nedenini anlamaya çalışmış ama asla hiçbir zaman tatmin edici bir cevap bulamamışlardır. "Babamız nerede" adında bir oyun üretip hayal güçlerinin elverdiği oranda babalarının o an nerede, kiminle olduğu; neler yaptığı ile ilgili hikayeler üretmektedirler. Kitabın içinde ilerlerken hissediyoruz ki, yaşları ilerledikçe bu durum ikisine de daha ağır gelmektedir. Başak'ın intiharı ile her şey değişir... Bu intihar Başak'ın üç kişilik çekirdek ailesinin çevresindeki herkesi bir parça etkiler; olaya dahil eder... Soru şu: Bu intihar acaba gerçekten bir son mudur? Yoksa yeniden uyanış mı? Kitabı bu kadar çok beğenmiş olmamın bence tek bir sebebi var. Beklediğim tahmin ettiğim hiçbir şeyi okumadım. Tamamen farklı bir açıdan ele alınmış intihar öyküsü diyebilirim. Kitabı bitirdiğinizde kapağı kapatıp üzerinde biraz düşünmek isteyeceksiniz...
Edebiyat
Bir Süre Yere Paralel Gittikten SonraBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20203,114 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Ceyda Küçükoruç

, bir kitap okudu
8/10
·136 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2014 00:00
·
2014 7. kitabı
Barış Bıçakçı
7.9/10 · 3.114 okunma
7/10
·368 syf.··
2014 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2014 00:00
Kitabın içerisinde 9 ayrı kadının öyküsünü bulacaksınız. Öykü kitaplarının en sevdiğim yönü hali hazırda bir kitaba devam ederken onu da araya birer birer ekleyebilmektir. Tıpkı yemeğin yanındaki salata ya da üzerine yenen bir tatlı gibi... Kitabın anlattığı 9 öyküde yer alan kadınların ortak bir özellikleri var : hayat onları mutlaka bir seçim yapmaya zorluyor. Hal böyle olunca, bu öykülerde o kadınların çaresizliklerine, ikilemlerine, kafa karışıklıklarına şahit oluyoruz. Bulunduğu yerden, yaptığı işten, kocasından, yaşadığı hayattan bunalan yeni arayışlar içinde olan veya böyle bir arayışı olmasa bile hayatın onlara seçenek sunduğu kadınlar... Acaba hayatları bu yeni tercihleri ile nasıl değişecek? Kitap akıcı bir dille yazılmış, okuyanı sıkmıyor. Her öykü ortalama 35-40 sayfa civarında. Öykülerin sonu kendi yorumunuzu katabileceğiniz şekilde bırakılmış. O nedenle bir arkadaş topluluğu tarafından okumaya ve üzerinde sohbet etmeye oldukça açık. Öyküleri sevenler için çerez kıvamında bir kitap. Keyifli okumalar...
Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, EvlilikAlice Munro · Can Yayınları · 2013361 okunma
9/10
·336 syf.··
2014 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2014 00:00
Mutluluk, aşk, ün, popülerlik,başarı... Bunlar bir insanın hayatının çok güzel ve sorunsuz olabileceğinin bir işareti midir? Ya da varlıklarının sonsuza kadar sizinle kalacağının garantisi var mıdır? Yaşamak için inanmamız şart. Birlikte olduğunuz kişinin size gerçek aşkı yaşattığına, aranızdaki o büyülü şeyin hiç bir zaman bitmeyeceğine, onunla yaşlanacağınıza inanmak ve güvenmek zorundasınız. Peki ya o müthiş güven bir gün apansız elinizden alınırsa... Cevabı basit : Hayatınız anlamını yititir, tepetaklak olur, bir uzay boşluğu içinde tutunacak hiçbir şey bulamadan yapayalnız kalırsınız. Peki ya kadınların her türlü zorlu olay karşısında güçlü oldukları inancı... Bir şehir efsanesi midir, bir maske mi, gurur mu ya da sadece gerçek midir? Tam da bu noktada Paul Auster'in bir sözü aklıma geliyor: "Kadın doğası gereği zayıftır, ama acılara en çok o dayanır. Kadının direncini kıran tek şey hayal ettiği erkeğin boş çıkmasıdır." İşte Emily'nin de direncini kıran bu olay karşısında (kocasının onu başka bir kadın için terk etme isteğini dile getirmesi) gösterdiği güçlü tavır bu sebeplerden hangisiydi bilemiyorum. Kendine yeni bir hayat kurmanın zorunluluğunun farkında olan iyi bir yazar Emily. Ancak bir türlü kendisini kelimelerin arasında kaybedemiyor. Sanki kocasının gidişiyle onun ilham kaynağı, yaratıcılık yeteneği de yok olmuş gibi... Bir süre yaşadığı şehirden ve tüm sorumluluklarından uzaklaşmak ona mantıklı bir hareket gibi geliyor. Halbuki en yakın arkadaşı Annabelle onu rahatlatacak tek şeyin Joel hakkında bir kitap yazması olacağını söyleyip duruyor. Bu alınabilecek en güzel intikam Annabelle'e göre. Ama Emily'nin tek arzusu uzaklaşmak. Çünkü annesi de dahil olmak üzere kimse ile bu boşanmanın sebepleri ve sonuçları hakkında konuşmak istemiyor. Emily, Bee
Mart MenekşeleriSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201625,8bin okunma