Rüyalar da bir çeşit hayat sayılmaz mıydı? Belki de yaşadığımızı zannettiğimiz hayat, başka bir âlemde uyunan uykunun tek bir rüyasıydı. Hepimize hakim bir başkası her gece böyle upuzun bir hayatı rüyasında görüyor ama uyandığında çok azını hatırlıyor olamaz mıydı?
“Niyetinin saflığını keşfetmiş öğretmen, mükemmel olmaya çalışmaz. Mükemmel insan yoktur ki mükemmel öğretmen olsun. Öğretmen olan her an, şimdi-burada niyetinin saflığını elinden geldiğince yaşamaya çalışır. Mükemmel öğrenci aramaz, mükemmel öğrenci yetiştirmeye çalışmaz. Hayatında dürüstçe, kendisi olarak var olma cesaretini gösterecek öğrenciler yetiştirmeye çalışır. ‘Hiç hata yapmadığımız haftalar hiçbir şey öğrenmediğiniz haftalardır,’ der öğrencilerine. Onun öğrencileri hata yapmaktan korkmazlar; hayatı yaşamamaktan, kendileri olamamaktan, hiç denememekten korkarlar.”
”Bugün toplumlardaki kadın-erkek eşitsizliği, ayrımcılıklar, ötekileştirmeler, iş dünyasındaki erkek gücü, ülkedeki torpille tırmanılan kariyer basamakları, artan ırkçılık, erkek egemenlik, homofobi cehaletten ibaret anlayışsız dünyanın bir çocuğun gelebileceği güzel bir yer mi yoksa bir cehennem mi olabileceğini bana sıkça düşündürüyordu. ”