“Ahlak başka dünyaya ait bir kuraldır ve daha fazla kabul edilecek bir yanı yoktur. O halde neden bu yanlışa tapınıyoruz? Ahlaka tapınmaya devam ederek gelecekten nasıl bir beklenti içinde olabiliriz? Ahlak takıntısı bir neslin yok olmasına neden olmaktadır. İnsan ahlaklı olmak uğruna kendini diğer insanlardan soyutlamaktadır; bu da insanların yalnızlığa mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. ”
“Otoriteler koruma adı altında yönetiyor ve genel huzuru koruyorlar. Bu tanımdan yola çıkarak insanlara mutluluğun nasıl satıldığını, insanlarınsa güvenli olduğu için mutluluğu bu şekilde satın almayı nasıl tercih ettikleri açıktır. ”
“insanın hayatının kalanı için erdemi seçerek kurallara uygun olarak yaşaması sonunda ne kadar mutsuz olduğunu ve mutsuz bir halde nasıl öldüğünü gördüm. Öyle ki doğanın kanunlarına karşı olan toplum kuralları doğa için anlamsız ve yabancıdır. Erdemin yanında gücü ve etkisi tartışılmaz olan özümüzü saran duygular, bizi gerçek mutluluğa götürerek toplumda barış içinde, ilahi adaletle yaşamamızı sağlar, insanı üzen, onu umutsuzluğa salan şeyler aslında insan düşmanı olan erdem safsatasından meydana gelmektedir.”
“Aslında özüne bakıldığında toplumun erdem olarak onayladıkları bireyler için mutsuzluk anlamına gelmektedir. Yani toplum bireye her şekilde karşı olmuştur ve onu mutsuz etmiştir. Her zaman özümüzde bizi saran ve olmasını istediklerimiz toplumun erdemli olmak yaptırımı ile yerini hüsrana bırakmıştır.”