Gösteriş için kılınan bir namaz ruhu yüceltmez, yalnızca kusurları estetik bir sükûtun ardına gizler. İbadeti arınma değil, aklanma aracı olarak kullanan insan, vicdanıyla arasına görünmez ama derin bir mesafe koyar.
En ağır çelişki de burada başlar: İnsan, Tanrı’ya yöneldiğini zannederken, aslında kendi kusurlarını meşrulaştırmanın incelikli bir yolunu inşa eder. Ve o noktada ibadet, yücelmenin değil; kendini kandırmanın en rafine biçimine dönüşür.