Bütün bu yılları, zihninin tenha bir köşesinde geçirmişti. Kuru, çorak bir arazide; arzulamanın ve dövünmenin uzağında, hayallerin ve kırıklıklarının ötesinde. Orada, geleceğin hiçbir önemi yoktu. Geçmişse yalnızca tek bir dersi içeriyordu: Sevgi, insana zarar veren bir hatadır.
Anılar içini bir sel gibi kaplayacak, soluğunu çalacaktı.
Fakat sonra, geçip gidecekti. O an bitecekti. Geride, kendini sönmüş bir balon gibi, havası boşalmış gibi hisseden, belli belirsiz bir huzursuzluk dışında hiçbir şey hissetmeyen Leyla'yı bırakarak.
Gözlerini kapadı. Yoğunlaştı.
Zaman geçtikçe, yavaş yavaş bu işlemden usanacaktı. Zihinden bulup çıkarmak, tozunu almak, çoktan ölmüş ânı yeniden diriltmeye çalışmak giderek daha yorucu olacaktı.