ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir.
şimdi anlıyorum ki değilmiş... yollar görünmez kayalarla doluymuş. onlara çarpmamak lazımmış.
daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini,
gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş...
tâ ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
Acımak
“biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.
yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, kimsenin kendisini seyretmesine ihtiyaç duymadan başka birine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir.”