“bana aşktan korktuğunu söylüyorsun, neden? güneş ışığından korkuyor musun? denizin gel gitinden korkuyor musun? güneşin doğusundan, baharın gelişinden korkuyor musun?
sıradan bir aşkın beni memnun etmeyeceği gibi senin de sıradan bir aşktan hoşlanmayacağını biliyorum. sen ve ben ruhtaki duyguları sınırlamakla asla doyuma ulaşmayız. daha çoğunu istiyoruz biz, her şeyi istiyoruz. bu arzumuzda tamamlanma yatıyor diyorum. aşktan korkma, ne kadar karmaşık ve şaşkın olursa olsun kendimizi ona teslim etmeliyiz.”
“aynı dili konuşan iki kişi yok. her sözü insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması.
karşısındakine birşey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler. bir bedenin üzerinde dolaşan her el, kendi bedenini okşamak istercesine dolaşıyor öteki beden üzerinde.”