Yağmur

Yağmur
@Clarisse_McClellan
İsmine münhasır
Düşüş
Puan vermedi·104 syf.··
2025 53. kitabı
Düşüş romanı, monolog biçiminde kurulmuş, zaman zaman bir vaaz havası taşıyan diliyle dikkat çeker. Anlatı boyunca Clamence konuşur, karşısındaki muhatap susar; okur ise bu sessiz tanığın yerine geçer. Jean-Baptiste Clamence, Paris’te adalet adamı olarak saygı gören bir avukattır. Ancak Seine kıyısında bir kadının intiharına sessiz kalışı, onun hayatında bir kırılma noktası olur. Başkalarına adalet dağıtırken kendi vicdanı karşısında suskun kalması, tüm erdemli kimliğini sorgulamasına yol açar. Clamence’in itirafları gerçek bir pişmanlıktan çok bir gösteri niteliği taşır. Kimi yerde kendini savunur, kimi yerde suçunu hafifletmeye çalışır. Aslında bizden “yalnız değilsin, biz de öyleyiz” dememizi bekler. Bu yüzden onun düşüşü, özgürleşmekten çok vicdan azabını taşınır hale getirme çabasıdır. Düşüş, yalnızca Clamence’in hikâyesi değildir; hepimizin kendi içindeki çelişkilerin, ikiyüzlülüklerin ve küçük tesellilerin hikâyesidir.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201419,2bin okunma
Reklam
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk
Puan vermedi·456 syf.··
2025 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 00:37
İnsanın içini sızlatan, öfke ve çaresizlik duygusunu aynı anda yaşatan bir eser. Her sayfası etkileyici, öyle ki “şu bölüm daha çok dokundu” diyemiyor insan çünkü baştan sona ağır bir gerçeklikle örülü. Çocukların yaşadıkları travmaların bireysel bir dram değil, toplumsal bir yara olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Zaten bildiğimiz gerçekleri, olayın iç yüzüne inerek toplu bir şekilde okumak çok sarsıcı. Ve belki de en önemlisi, “her insan anne-baba olmamalı” gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Unutulması zor, insanı derinden sarsan ama mutlaka okunması gereken bir kitap.
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Uzun hikaye be arkadaş...
9/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
Uzun zamandır okumak istiyordum, filminden bir sahneye denk gelince artık ertelemedim. Aldım, okudum ve iyi ki de okumuşum dedim. Hayat aslında bir tren yolculuğu; kimi zaman kısa duraklar, kimi zaman da hiç inmeye cesaret edemediğimiz istasyonlarla dolu. Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikâyesi tam da bu yolculuğu hatırlatıyor. Hikâyede babasıyla birlikte sürekli göç eden bir çocuğun gözünden bakıyoruz hayata. Bir yerde tutunamıyorlar, hep bir tren, hep bir yol hâli var. Bu yolculuk sadece şehirden şehre değil, insandan insana, gönülden gönüle bir yolculuk gibi.Yazarın dili çok sade, süssüz ama öyle bir içtenlik var ki, sayfaları çevirdikçe kendini o trenin penceresinden dışarı bakarken buluyorsun. Babayla olan o güven, kaybolmuşluk ve aynı zamanda umut hâli… Kitap insana kendi yolculuğunu da hatırlatıyor. Ben okurken biraz hüzünlendim ama o hüznün içinde bile bir sıcaklık vardı. Belki de bu yüzden kapağını kapatsam bile etkisi uzun süre içimde kaldı.
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 41. kitabı
Molière’in İnsandan Kaçan oyununu okurken bir ara durup şöyle düşündüm: Gerçekten doğruyu söyleyen bir insan, bu dünyada ne kadar barınabilir? Alceste( favori karakterim) bu sorunun cevabını fazlasıyla dramatik biçimde veriyor. İnsanlardan bıkmış, yüzeysel ilişkilerden sıkılmış, samimiyet arayan ama bulamayınca herkesi suçlayan bir adam. Biraz haklı, ama fazla sert. Célimène ise oyunun diğer ucu. Kibar, lafını bilir, çevresindekileri idare eder ama bir o kadar da kaypak. Belki de günümüz dünyasında daha “başarılı” olan o. Çünkü herkes onun gibi olmayı öğrenmiş: kırmadan kırılmadan yaşamak. Oyunun her sahnesi bana şunu hatırlattı: İnsan bazen “doğru olanı” söylediğinde yalnız kalıyor, “doğru görüneni” söylediğinde kabul görüyor. Alceste, kendi doğrularına tutunurken yalnızlaşıyor. Belki de mesele dürüst olup olmamak değil. Dürüstlüğün ne zaman, nerede ve kimin yanında işe yarayacağını bilmek. Ama yine de... her şeye rağmen dürüst kalmayı seçenlere helal olsun. Peki ya sen? Sen Alceste gibi dürüstlüğü seçer misin, yoksa Célimène gibi uyumu mu?
İnsandan KaçanMolière · İş Bankası Kültür Yayınları · 20131,899 okunma
Kibar olun, budala değil!
Puan vermedi·110 syf.··
2025 39. kitabı
Molière’in Kibarlık Budalası adlı tiyatro eseri, görgüsüzlüğü kibarlık sanan insanların ne kadar komik duruma düşebileceğini gösteren zekice bir hiciv. Oyunun başkahramanı, zengin ama eğitimsiz bir adam(Jourdain); tek derdi soylular gibi görünmek. Bu uğurda kendini küçük düşürmesi ve etrafındakilerin onu sömürmesi, hem düşündürüyor hem güldürüyor. Eserde karakterlerin konuşma tarzı da sınıf farkını net biçimde yansıtıyor. Burjuva sınıfı, yapay ve zorlama bir dille konuşurken; alt sınıfa ait karakterler daha doğal, sade ve yer yer alaycı bir dil kullanıyor. Bu ayrım, oyunun sosyal eleştirisini daha da güçlendiriyor. Molière bu eseri yalnızca bir sınıf eleştirisi için değil, aynı zamanda dönemin Osmanlı hayranlığına gönderme yapmak için yazmış. Özellikle son bölümlerdeki "Türk havası", Batı’nın Doğu’ya bakışındaki çarpıklığı da gösteriyor. Bir nevi, kibarlık maskesi takanların hem kendine hem başkalarına nasıl yabancılaştığını anlatıyor. Bence Kibarlık Budalası, hâlâ güncelliğini koruyan bir eser. Günümüzde de dış görünüşle entelektüel görünmeye çalışan pek çok “modern Jourdain” var. Okuması kolay, düşündürmesi derin bir klasik. Gerçek kibarlığın içten geldiğini hatırlatıyor.
Kibarlık BudalasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,9bin okunma
Reklam