Toprak Bora Cebeci

Toprak Bora Cebeci
@ClassicSchmosby
Yerdeki Hesap'ın yazarı.
Yazar/Müzisyen
MSGSÜ Yüksek Lisans/Felsefe
İstanbul
İstanbul
80 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Atticus ve Sistem Sorunu
Puan vermedi·360 syf.··
2026 4. kitabı
Bir çocuk perspektifinin nahifliğiyle yazılmış olan romanı okurken de olaylara bir çocuk gibi bakmak gerekir. Bu konuda Scout Finch bize oldukça yardımcı oluyor. Okura kolayca geçen durumları bir çocuğun gözleriyle yorumluyor ve çocuk tepkileri veriyor. Roman içinde karakterlerin farkındalık zannettiği pek çok an oluyor ve adeta bir sonraki sahnelerle bu farkındalıklar sürekli kırılıyor. Çocukluğun en güçlü terimi oyun'dur. Oyun esasen hayatımız boyunca devam eden bir süreç. Birisi cübbesini giyiyor ve avukat bey oluyor, bir diğeri copunu alıyor ve polis oluyor. Diğeri size iğne yapıyor ve ona hemşire diyoruz. Bizler de oyunda üzerimize düşen görevi üstleniyoruz ve oyunu bozmadığımız sürece ceza almıyoruz. İnceleme içinde bazı spoiler kısımlar olabilir. Bu sebeple kitabı okuduktan sonra buraya dönmeniz daha sağlıklı olur. Hikayemiz 1930'lar Amerika'sında güneyde geçiyor ancak bugün bile güneyde Amerikalılar benzer perspektiflere sahiptir (İkinci ağız ve dünya haberleri üzerinden bir fikir). Karakter karakter ele almaktansa tema tema ele almayı deneyeceğim. Dolayısıyla kronolojik atlamalar yapabilirim. BÜLBÜL: "Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvalanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir/şarkı söylemektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır." Kitabın arka kapağında ve ilgili yerde yazan bülbül meselesi işte bu. Bülbül basitçe kendinde varoluştur ve masumiyeti temsil eder. Roman özelinde bunu iki karakterde cisimleştiriyoruz. İlki birinci kısmın çocuklar üzerinde durduğu Arthur Radley -çocukların deyimiyle Öcü Radley- ve ikincisi de kitabın ikinci kısmının ana ekseni olan Tom Robinson. Öcü Radley basitçe çocukken yaptığı yaramazlıklar
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Selam Olsun Katalonya'ya İncelemesi
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
George Orwell omlet tarifi yazsa oturup aynı heyecanla okuyabilirim. O kadar iyi biliyor ki hangi kelimeleri yan yana getirmesi gerektiğini. Fakat benim durumumda bir o kadar da kitabın çevirmeni Celal Üster'i tebrik etmek de gerekir. Kitabımız "Selam Olsun Katalonya'ya" yazar George Orwell'in katılmış olduğu İspanya iç savaşı sırasındaki anı ve analizlerinden meydana geliyor. Matrix'i salt bir aksiyon filmi olarak izleyebileceğiniz gibi bu kitabı da salt bir edebiyat eseri gibi okumam mümkün. Ancak daha derinlikli bir okuma yapabilmek ve kitaptan aldığınız verimi maksimize edebilmek için bir miktar sosyalizm, faşizm, Troçki, Stalin gibi figürlere aşina olmanız işinize yarayabilir. Aslında bu gerginlikten bahsetmek için özellikle Troçki özelinde bir miktar Marx ve Lenin'den de söz etmek gerekiyor. Ancak bu incelemeyi bir felsefe paper'ına dönüştürmek istemediğim için yalnızca Troçki ve Stalin üzerinden gerekli yerlere kısaca değinmekle yetinecek ve ardından George Orwell bağlantısıyla kitaba geçeceğim. Troçki 1917 Rus Devrimi'nde Lenin'in de kankası olarak etkin bir rol alıyor. Meşhur Kızıl Ordu'nun kurucusu. Fakat Lenin'in ölümü üzerine Stalin geldiğinde kendisi sürgüne gönderiliyor. Stalin ve Troçki'nin devrime bakış açılarındaki en büyük fark devrimin ekseninde görülüyor. Ayrım çok basit: Stalin için ulusal ölçüde gerçekleşebilecek sosyalist devrim, Troçki için ancak ve ancak uluslararası gerçekleşebilir. Yani Troçki için kapitalizm küresel bir şeydir ve tek bir sistem olarak ele alınır. Dolayısıyla tamamen yok edilene kadar var olacaktır. Troçki devrimin sürekli hareketli bir şey olduğunu savunduğundan Stalin tarafından karşı devrimci olarak damgalanır ve sürgüne yollanır. Sonrasında 1940'ta Meksika'da suikaste uğrayacak hayatını kaybediyor. Şimdi kitaba
Edebiyat
Selam Olsun Katalonya’yaGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,906 okunma
Biz Anlamlardan Çok Organlara Bakarız
Puan vermedi·256 syf.··
2025 36. kitabı
Stephan King okumaya alışkınlığımdan olsa gerek, başlangıçta klasik bir "canavar" kitabı okuyacağımı düşünüyordum. Oysa yalnızca münferit olayların kolektif korkuyu nasıl beslediğine dair tam bir "insan romanı" okumuş bulunmaktayım. O dağcının kayalara kolunu sıkıştırıp debelendiği filmdeki gibi gündelik hayatın içinden "kuduz" temasıyla böyle bir gerilimi verebilmek muazzam bir başarı. Haberlerde okuduğumuzda birkaç saatliğine zihnimizi belki birkaç gün uykularımızı işgal eden tatsız bir olayın yaşanma anındaki sarsılmaz dehşetin ve bu dehşetin insan vücudunda yarattığı çılgınlıkla birlikte salınan sonsuz adrenalinin ortaya nasıl bir delilik çıkardığını satır satır görüyoruz. Tabii ki hiçbir Stephen King romanı mistik bir ögeye temas etmeden nihayete eremez. Ancak bu kitap özelinde ben mistik bir öge tespit etmedim. Daha çok mistifikasyondan söz edebiliriz Kujo özelinde. Bir çocuğun sonsuz hayal gücünde yerleşmiş korkunun somut dünyadaki dehşet durumunda cisimlenmesi. Canavarla karşılaşma. Yetişkinler özelindeyse aynı şeyin bulundukları coğrafyada yaşamış ve hikayesi tazeliğini koruyan bir seri katil üzerinden cisimlenmesi. Korku ögelerinde bizi en çok etkileyen şey korku nesnesine maruz kalmaktır. Şöyle ki bir seri katilin üzerimize saldırıp bizi öldürmesinden daha korkunç olan şey, seri katilin bizi izlediği duygusudur. Hatta seri katilin karşımıza geçip dümdüz bir suratla bize yalnızca bakması dehşetengiz bir şeydir. Donna ve Tadder'ın Kujo'yla karşı karşıya geldiklerinde yaşadıkları şey buydu. Bir idam mangası sizinle birlikte idam edilecek diğerlerini alıp duvara diziyor. Ancak aynı anda değil teker teker öldürülüyorsunuz. Diyelim ki bu beş kişi içinden siz öldürülecek dördüncü kişisiniz. Sıranın size gelmesi sürecinde yaşayacağınız dehşet ve delirmeyi bir
Edebiyat
KujoStephen King · Altın Kitaplar · 20222,638 okunma
Çocuk Kitabı değil Çocukluğun Kitabı
Puan vermedi·235 syf.··
2024 20. kitabı
Sakın ola ki bir çocuk kitabıymışçasına okumayın bu kitabı. Bu kitap çocukluğun kitabıdır. Hayatımız farklı derinliklerde bağlandığımız bir oyundur aslında. Saklambaç oynarken ebe işini ne kadar ciddiye alıyorsa, saklananlar ne kadar tedirgin hissediyorlarsa kendilerini, seçmiş olduğunuz mesleğiniz her neyse bunu yapma şekliniz aynı. Değişen yalnızca olay ufkudur. Bu kitabı gözyaşı dökmeden bitirebilen birinin kalbini yok sayarım. Kitapta konu olarak geçen "arsa" ile "vatan" dediğimiz kavramın birbirinden hiçbir farkı yoktur. Hele ki olay örgüsünde ele alınış biçimi de göz önüne alınırsa. "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır," diyor şair. Bu kitabı okurken yaşınız kaç olursa olsun, o anki duygu ve değerlerinizi baz alarak karşılaştırma yapın. Acılarınız, umutlarınız, geçmişiniz, alçaklıklarınız her ne olursa olsun hala bir çocuk olduğunuzu iyice anlayın. Değerli Yüzbaşım Nemecsek'e selam duruyorum! Mükemmel ve tek solukta okunabilecek bir kitap. Pal Sokağı Çocukları
Edebiyat
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,3bin okunma
Bizler Tanrının Yetim Çocukları
Puan vermedi·360 syf.··
2024 18. kitabı
Hakan Günday'ın pek çok kitabını okudum. Hepsinden de çeşitli derinliklerde etkilendim, yaralandım ve hepsi de çeşitli derecelerde ufkumu genişletmiştir. Ancak bu çok başkaydı. Kendinde mi öyleydi yoksa ben mi doğru zamanda okudum, bilmiyorum. Belki de yurdumuz yüzeyde, yeraltı edebiyatının kendine has deliliğine kendini eşitlemiş ve yer yer bu deliliği aşmış olduğundan kurgunun bir çok kısmında isimli soy isimli örnekler gözümde canlandı. Kitabın içeriğine hiç değinmeyeceğim. Yeraltı karakterleri çoğu zaman zeki kimseler olup Sartre'cı anlamda Bulantı kitabındaki Anny karakterine ithafen "yetkin anlar" deneyimine yakın olan kimselerdir. Bu yetkin anlar tarifi olmayan bir zevk ya da deriye kazınacak cinsten bir dehşet şeklinde zuhur edebilir. Yeraltı okuyucusu da rutin hayatında bu yetkin anları arayan, edebi zevklerinde de bu yetkin anlarla temasta bulunmaya çalışan bir okuyucudur. Yeraltı edebiyatı bir anlamda bataklık edebiyatı da sayılabilir. Bizi bataklıkta gezdirir ve yer yer nilüferlere de alan açar. Kitaptaki iki Derda karakteri de bu nilüferlerdendirler. Ruh öylesine bir şeydir ki bedenle ilişkisi ele alındığında ruhun fiziken bedenin altı/yeraltıdır. Ya da çeşitli mitolojilerde ya da semavi dinler ele alındığında hayatın kendisini genel anlamda bir "düşüş" olarak ele alırsak, yaşam dediğimiz şey de Eden'in altında bir yeraltı platformu. Hayatın içinde ortaya çıkan nilüferler de ruhtan bedene ya da yaşamdan maneviye taşmakta olan bir kahkaha, bir gülümseme, bir öpücük ya da anlayış ve anlaşılma hissi şeklinde zuhur edebilir. Yaşamı ve anlamı sürdürürken gerek argüman gerekse deliliklerimize her zaman bir zemin bulmak zorundayız. Bu zemin hem argümanın temeli anlamındadır hem de argümanların sunulduğu atmosfer anlamında. Hakan Günday bu kitabında yukarıda
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma