Hodges'un babası bunun için, bir ayağı mezarda diğeri muz kabuğunun üstünde, derdi. Ve aklına gelen düşünce kelimelere dökülemeyecek kadar karmaşık, öfke ve kederle yüklü. Bazı insanların bedel olarak ruhlarını verebileceği bir şeyi kimi insanların çarçur ettiği düşüncesi: sağlıklı ve acının yer almadığı bir vücut. Neden böyledirler? Çünkü bir sonraki gündoğumunun ötesini göremeyecek kadar kördürler, duygusal yaraları vardır veya bencildirler. Ve insan nefes almaya devam ettikçe, güneşin doğduğunu görür.
Ülkelerin gücü veya zayıflığı, halkların refahı ya da çöküşü, yöneticilerin doğruluğuna, yetersiz oluşuna bağlı değildir. Yöneticiler iyi ya da kötü olsalar da kahraman veya zalim olsalar da ne olurlarsa olsunlar her zaman halklarının bir parçasıdırlar. Onlar halkın yansımasıdırlar. Halk mahsulüdürler. Halkları neyse onlar da hep onu yansıtırlar. Bu yüzden, eskiden beri "Her halk hak ettiği şekilde yönetilir," sözü söylenir.
Belki kendinden nefret ediyor, içinde bulunduğu vücudu değil, kendi kendini öldürme arzusuyla doğmuştur. Ki bu da kanserin gerçek intihar prensi olduğunu gösterir.
Kanser pusuyu kuruyor, askerlerini topladıktan sonra akciğerlere, lenf düğümlerine, kemiklere ve beyne casuslarını gönderiyor. Sonra da o ahmakça hırsıyla, zaferin sadece kendi ölümü olduğunu anlamadan, bir yıldırım savaşına girişiyor.