Rus Çarı bu kitabı okuduğunda hüngür hüngür ağlamıştı.Rus aristokrasisi hapishane gerçeğinin bir nefes kadar onlara yakın olduğunu anlamıştı.
Ölü Evinde Anılar , Dostoyevski’nin hapishane anılarına ait bir romandır.
Hapiste katillerle, hasta ve bir sürü kötü insan ile birlikte yıllarca yaşamak zorunda kalır.
Bu durumu şöyle ifade ediyor:
Sürgün hayatım boyunca zorla çalışma, veya özgürlükten yoksunluktan başka bana en çok azap veren şey
Zorunlu ortak hayat……
Evet zamanla bunların hepsine alışacaktır. Hem kendisi demiyorum mu ? “İnsan her şeye alışan bir yaratıktır, sanırım bu onun en iyi tarafıdır.” Roman belli bir olaya bağlı kalmıyor. Bölümler halinde ilerlediği için bazı yerlerde sıkıcı gelebilir. Benim bu bölümler içinde dikkati en çok çeken Dostoyu çok rahatsız eden birin kişiliği.
. “Hapishanedeki herkesi iğrenç ve çekilmez sanıyordum taki onu tanıyana kadar. “
Dostoyevski onu sadece “A” harfi ile tanımlıyor. İsim yok. A….yı şu şekilde tarif ediyor:
Bu çirkef yaratığın varlığını daima tabiatın bir hatası saymışımdır. O kadar nam salmış cani ve katille yaşadım ama hiçbirinde A’daki adiliğe, küstahlığa ve tam bir alçaklığa rastlamadım.
Hiçbir vicdani ve ahlaki normu olmayan bir insanın bedensel zevklere ne kadar düşkün olabileceğinin canlı örneğiydi. Bu adam bir ucube iç alemi Quasimodo’nun yüzü kadar çirkin bir yaratıktı. Yok, yok yangın, kıtlık ve vebanın toplumda bulunması bu adamdan daha iyidir.
“ A” benim gözümde dişleri, midesi olan en kaba, en hayvanca zevklere doymak bilmez bir istekle bağlı bir et külçesiydi…
Maalesef bu tür insanları heryerde görebiliriz ama hiç kimse Dostoyevski gibi tarif edemezdi…..