Hilal

Al Ana
Yakut diyarında Abaası olarak bilinen ruhların başı ve yöneticisi Al Ana, kızıl renkli giysiler giyen, kızıl saçlı bir kadın olarak tasvir edilir. Çirkindir, saçları dağınık, gözleri kanlı, tırnakları uzun ve pistir. Uzun boylu, zayıf ve tüm bunlara rağmen şaşırtıcı derecede güçlü bir cadıdır. Hatta bir deveyle bile hiç zorluk çekmeden güreşebildiği anlatılagelmektedir. Elazığ/Harput bölgesinde ise oldukça esmer, iri yarı, gür ve dağınık kızıl saçlı, ince uzun demirden elleri ve ince uzun çengelli demir parmakları olan bir cadı olarak tasvir edilir. Sadece bu yöreye özgü olarak ise, demir parmaklarını, kurbanının ciğerini sökmek için kullandığı anlatılır. Özellikle çirkin vücudunu gizleyen bir sanrı yaratarak çıplak vücuduyla avcıların üstüne atlayışı detaylarıyla pek çok söylencede anlatılır. Kurbanını şehvet ile sarsar ve kendinden geçirerek ciğerini yer. Al Ana, sadece Yakut Türklerinde değil, Altay Şamanlığında, Tatar Türklerinde ve Moğollarda da karşımıza çıkar. Hatta çok az farkla, Slav kökenli Bulgar, Sırp ve Makedon anlatılarında, bağları bahçeleri talan eden kötü bir varlık olarak anlatılır. Köken olarak tüm söylencelerde, kötülüğü, yıkıcılığı, şehveti, aldatmayı, hileyi ve kandırmayı ifade eder.
Sayfa 26 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Adsız Hanım
Sibirler, Adsız Hanım’ı kötülükle ilişkili bir tanrıça olarak düşünmektedir. Adsız Hanım'ın adsızlara ilişeceğinden ve onlara zarar vereceğinden korkulur. Henüz kahramanlık yapmadığı için bir isim edinememiş adsız çocuklar bu yüzden özel korumaya alınır. Bazen de doğdukları andan itibaren, kendi adlarını bulana kadarki süre boyunca kullanacakları geçici isimler verilir. Bu isimler genellikle bir ağaç ya da kutsal bir dağ ismi olur.
Sayfa 25 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Adamcıl Kurt
Türk söylenceleri yarı kurt yarı insan varlıklardan birkaç farklı anlatıda bahseder. Bunların arasında en ünlüsü elbette Hint yöresine yakın topraklarda varlıklarını bir zamanlar sürdürmüş ve Oğuz Kağan ile birden fazla kez çarpışarak en sonunda onun tarafından yok edilmiş bir kabile olan İtbarklar. Ama bunun yanı sıra bir de günahkâr olduğu için kurda dönüşen varlıklar da bulunmakta. Anlatılarda kurt kadın motifi olarak karşımıza çıkan Adamcıl Kurt da işte bunlardan biri. Geceleri kurt derisine bürünen bir tür cadı olarak tasvir edilirler. “Bizden İyiler” ismiyle anılan, sonradan İslam'ın etkisiyle “Cin” olarak da adlandırılan varlıklarla eş tutulmakla birlikte, isimlerinin anılması tıpkı onlar gibi sakıncalı görülmekte.
Sayfa 24 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
ABAASI
Abaası, Abahı veya Abazı isimleriyle anılabilir. Tek ayaklı, bazen ayaksız, tek gözlü ve kel olarak bilinirler. Ateşten yaratılmışlardır. Böcek ve leş gibi kötü kokulu şeylere bayılırlar. Bazen insan eti de yerler. Zararlı ve iğrenç görünümlü ne varsa onların bu durumda olmasına Abaasılar sebep olmuştur. Hayvanları ve böcekleri yer altında kötü şekillere sokan onlardır. Ulu Tengri'nin böyle hatalar yapması mümkün olmayacağından, bir köstebeğin çirkin ve kör gözleri, kurbağanın siğilli vücudu ve yılanın soğuk derisi hep onların işi olarak bilinir. Yeryüzüne çıktıkları zaman onları görmek mümkün olmadığından, en iyisi Abaası ruhlarından korunmaktır. Bunun için adlarına her yıl düzenli olarak kurban kesilir. Türk toplumlarında bu kötü ruhlardan korunmak için başka yöntemler de uygulanmaktadır. Mesela küçük çocuklara zarar vermesinler diye beşiklerine kurumuş ayı pençesi asılması bu yöntemlerin başında gelir. Bostanlara dikilen korkulukların da yine bu varlıklarla yakından ilişkisi bulunduğu düşünülmektedir. Hatta bostan korkuluklarına verilen Yakutça isim de yine bu kötü varlığın ismini çağrıştırmaktadır. Abakı denilen bu korkuluklar, kötü ruhlardan korunmak için evlere ve bahçelere dikilen heykellerin, ongun ve totemlerin devamı niteliğinde bir tür tapınak/sunaktır. Bostan korkuluklarına verilen bu kötücül atıf, özellikle Tatar Türklerinde ve Yakutlarda karşımıza çıkmakta. Yer altında şekillendirdikleri çirkinlikleri yılın belli dönemlerinde tek sıra halinde yeryüzüne çıkarak insanların dünyasına yayarlar.
Sayfa 16 - Holden Kitap, 5. Basım, İllüstrasyonlar: Aslı Ekim
Kadınlara ikinci sınıflığı dayatan ve sarınmaları için, ıstırapla dokunmuş bir kumaştan başka bir şey sunmayan bir toplumun kurbanı olan Plath, uzlaşmayı reddeder ve uyumlu sosyal varlıkların çirkinliğine kaçınılmaz bir tepki olarak intiharı seçer.
Sayfa 91 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe