“Babacığım”, “40 Derece Ateş” ve “Leydi Lazarus”; Plath'ın içsel özel dünyasının zenginliğiyle toplumsal olayları, toplama kamplarını, Hiroşima'nın bombalanışını son derece kendine özgü bir kişisel atmosferde, kendi acısıyla birleştirmesini yansıtırlar. Erkekler, babası, kocası; faşist ordulara benzerler ve ne yazık ki
Every woman adores a Fascist
The boot in the face, the brute
Brute heart of a brute like you
(Daddy, Ibid, p.223)
Sayfa 85 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
(S. Plath) Yaşadığı tuhaf boğulma hissini ve acıyı “Karaağaç”ta şu dizelerle tasvir eder:
"…Bu karanlık şeyden ödüm patlıyor
İçimde uyuyan
Her gün hissediyorum
Kuş tüyü hafifliğinde dönüşlerini, habisliğini…”
Sayfa 83 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
Hughes'un dediği gibi: “...Şiirlerine karşı çok daha sabırlıydı. Hummalı gibi, bir kumar bağımlısı gibi oturup şiir yazardı. Ama sonrasında yazdıkları üstünde düşünüp taşınır, onu hayal kırıklığına uğratan sonuçları düzeltirdi... kabullenmiş, kederli ama sadık, hatta anaç bir şekilde."
Sayfa 67 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
"Öykü yazma tutkusu, hayatının en bariz yüküydü. Profesyonel olarak büyük bir başarı kazanmak, zor bir mesleğin erbabı olmak ve gerçek dünyayı ciddi bir şekilde araştırmak istiyordu..." der Ted Hughes, Plath'ın şiiri asıl ciddi iş olan düzyazıdan bir kaçış olarak gördüğü için düzyazı yazabilmeyi şiddetle arzulaması hakkında.
Plath düzyazı yazarken karşılaştığı engelleri ifade eder: “...Hayat neredeydi? Dağılıyor, yok oluyordu ve hayatım tartıldığında eksik çıkıyordu çünkü hazırlanmış bir roman kurgusuna sahip değildi çünkü daktilonun başına oturup yoğun ve büyüleyici bir romanı sadece dehayla ve irade gücüyle bir ayda yazmayı başaramıyordum. Nereden, nasıl, neyle ve ne için başlayacaktım? Hayatımda yirmi sayfalık bir öyküye bile yetecek bir olay yok gibiydi. Felç olmuş halde oturuyordum, dünyada konuşacak kimsem olmadığını hissederek, insanlıktan tamamen uzakta, kendi eserim olan bir vakumun içinde: Kendimi giderek daha kötü hissediyordum. Ancak yazar olmak beni mutlu edebilirdi ve yazar olamıyordum. Oturup tek cümle bile yazamıyordum. Korkudan kaskatı kesilmiştim..."
Bu pasajdan anlayabileceğimiz gibi, Plath için evrende onaylanmanın, kendini gerçekleştirmenin yolu; kurgulanmış biçimsel düzenlere sahip bir eser, mesela giriş, gelişme ve etkileyici sonuç bölümleri olan uzun ve büyük romanlar yaratma gücünü sergileyen düzyazılar meydana getirmekten geçmelidir. Böyle bir sanat eseri yaratabilmek ona verimliliğini, hayal gücünün akıcılığını kanıtlayacaktı. Bu yeteneği edinmek onu hem maddi hem de ruhani açılardan zenginleştirecekti. Ama hayal kırıklığına uğradı çünkü bir mahlasla (Victoria Lucas) yazdığı tek romanı, beklentilerini karşılamadı. “Sırça Fanus” onun için ne bir başarı ne de tam bir başarısızlıktı. Gizdökümcü türün uç noktasında bir otobiyografik
Sayfa 59 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe