Hilal

Özellikle çağımızdaki kadın şairlerin en gözde temasının saygı görmemekten şikâyet ile saygı görme, hayal etme ve yaratma özgürlüğüne kavuşmak için seslenişler olduğunu vurgulamaya çalışabiliriz. Plath'ın “Aday” adlı şiirini anımsayalım. Orada bahsettiği “şey” ister iş arayışı olsun ister evlenme arzusu; elleri sadece “çay fincanları" getirmeye yarar, “kafası boştur" "Dikiş dikebilir, yemek yapabilir, Konuşabilir, konuşabilir, konuşabilir..." Devletin statik koşullandırmalarına karşı aşırı bir gururla özgürlüğe, eşitliğe, insanlıkla ve hemcinsleriyle kardeşliğe ulaşma arzusu, egonun iç çatışmalarına mahkûm edilir; trajik kahramanın eski çağlardan beri sorunudur bu. "Yarattığımız şair, o günlerde erkeklerle kadınların gündelik bir antlaşmasından doğmuştu. Kendimizi ne sanıyorduk, kişiliklerimizin insanoğlunun zayıflıklarına direnebileceğini nereden çıkarmıştık bilmiyorum." A. Rich
Sayfa 55 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
Reklam
Bir karşılaştırma yapmak için, Dickinson'la Plath'ı ele alalım çünkü bu her iki kadının şiirlerinde de ağabey/baba/koca/sevgili ilişkileri önemlidir. Taklit ve yansıma evreninde o iki kadın şairi hızlandıran itici güçlerdir. Plath'ın ölüme olan saplantısı Dickinson'ınkiyle ve hatta bazen Bradstreet'inkiyle ilişkilendirilebilir. Onlara göre ölüme dair bu bakış açısı zirvede bir yaşam deneyimiyle, belki de erotizmle tanımlanabilir. Dickinson da Plath da bu gotik geleneği öyle aşırı bir şekilde yüceltirler ki “kişiliklerini" ölüm kavramının gereklilikleri ve zorunlulukları üstüne kurarlar. Ölümden sakınma çabasıyla buna zıt bir şekilde ölümün arzulanması, onlara alaycı bir yaşam deneyimi bilgisi sunar ve oldukça yeni bir kadın imgesi oluşturmayı başaran kendi başkahramanlarına dönüşürler. Toplumda pasif insanlar olmak yerine, şiir sayesinde kendilerinin bilincine vararak onları hem kendini kabullenmeye hem de aynı zamanda değişmeye zorlayan “gerçekliği” algılar ve yorumlarlar. “Ölüm İçin Duramadığımdan” adlı şiirinde Dickinson, ölümü evcilleştirir ve her ne kadar kabullenilen yitiriliş duyarlılığı dayatsa da aynı zamanda kabullenilişi süregelen hayatın algılanılışına göre görecelidir. Kişi geçiciliği tasdik ederek sonsuzluğa ulaşırken yaptığı son tahmini anımsar... “İlk kez tahmin ettiğimde, Atların başlarının sonsuzluğa çevrildiğini.” Plath, kaotik yaşamın peçesinin kaldırılmasına yönelik bu özlemini “Bir Doğum Günü Armağanı” adlı şiirinde kederle, zıtlıkla ifade eder: “Peçesini indirin yeter, peçesini, peçesini. Ölüm olsaydı Derin çekimine hayran kalırdım..." Her iki şair de bir bakıma imgecidirler çünkü içe dönüktürler odaklarlar. Bize büyük imgeci şairlerden biri olan Hilda Doolittle'ı anımsatırlar. Onunla Plath arasında da benzerlikler bulabiliriz. İkisi de
Sayfa 51 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
"Kayıtlarımız genellikle resmen saklanacak kadar değerli görülmez." A. Rich Rich'in resmen saklanma dediği şeyin kadınlar için ulaşılması gereken eşsiz ve üstün bir gaye olup olmadığına emin değiliz ancak kendisi şu gerçeğe dikkat çeker: Kadınlara ait kayıtların, her ne iseler, (genelde) özen görmeleri, anlamlandırılmaları, değer verilmeleri ve korunmaya çalışılmaları henüz başarılmış değildir. Bu fenomen (erkeklerin kurduğu bir uygarlıktaki düşük statü) kadınların şiirlerinde ciddiyetle yansıtılır, üsluplardaki sertlik değişken olsa da.
Sayfa 47 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
"Ölüm hakkında yazdıkça hayal dünyası giderek güçlendi ve bereketli hale geldi. Böylece yaşamak için her türlü sebebi oldu,” der Alvarez. “Her türlü sebebi oldu”nun yerine “hiçbir sebebi olmadı”yı koyabiliriz çünkü Plath bunu bizzat yapmıştır. Her şeyin yerine hiçbir şeyi koymuştur. Ona göre stimülasyon iki uçlu bir değnekti; bir ucu yaşama, diğer ucuysa ölüme dönük. O "rien" (hiçlik) ucunu seçti.
Sayfa 45 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
Ölüm, Sisifos'un kayasıdır. Onun mahvoluşu, cezalandırılışı, onu yaşadığı için acı çekmeye zorlayan absürt bir eyleme dönüşür. Plath'ın kayası muazzam hayal gücünün yanı sıra mutfağıdır, anne ve eş olmanın sorumluluklarıdır. Ama ona kendi ölümünü dayatan odadan çıkıp kapıyı kapar. Verdi'nin meşhur aryasındaki Rigoletto'nun sözünü geçersiz kılar: “La donna è mobile”yi “La donna è immobile” şeklinde değiştirir.
Sayfa 45 - Everest Yayınları, 9. Basım, Çev. Dost Körpe
Reklam