Kişioğlu savaşmak, dövüşmek, düşmanlarının kalbine dumdum kurşununu yollayıp kendi dertlerini kurtarabilmek için yusyuvarlak yapılar yükseltiyorlardı da oturmak, uyumak, sevişmek için hep dört köşe odalar, sofalar, salonlar yapıyorlardı.
Demek ölmek, savaşmak için bir kasnak, bir çember içine girmek; konuşmak, radyo dinlemek için de ille dört köşeli odalarda bulunmak gerekiyordu.
Hani, balonsu bir odada, insanın düşünceye dalması, konuşmasını derleyip toplayabilmesi, şiir düzmesi de oldukça güç bir iştir.
Balonsu bir odanın ne sağı ne de solu bellidir.
Sağı solu belli olmayan bir yerde de kimseden ortaya bir şeyler koyması beklenilmemelidir.
Bir kitap kurdunun bildiği şeyleri kimselerin bilebilmesine olanak yoktur ama üzerine tütün, deri ya da buğday kokusu sinmiş bir kişinin söyleyeceği sözü de hiçbir bilge, filozof söyleyemez.