Sen amelî bir adamsın. Gayelerin mahdut ve hedeflerine giden yollar kısadır, bunun için istediğine çabuk malik olursun. Kadından istediğin nedir? Bir saniyelik zevk. Bir kadına daha fazia malik olmak; onu kendine hasretmek, başkalarıyla münasebetine karışmak istemezsin. Bunun için kıskanç değilsin ve yalnız bir kadını severek ötekilerden mahrum kalmaya razı olmazsın. Boylece ameli ve mahdut arzularını sık sık tatmin ettiğin için muvaffakiyetlerin çoğalır, nikbin olursun.
Müfid amelî değildir, çünkü hayalperver ve mefkûrecidir, “tûl-i emel” sahibidir, hedeflerine giden yollar pek uzun, namütenahi uzundur; bunun için istediği şeye çabuk, belki de hiç malik olamaz. Büyük arzularını tatmin edecek vasıtalardan mahrum kalır. Böylece, her tatmin edilmeyen arzu, yeni bir sükûtuhayal ile onu sarsar ve yeise götürür. Müfid'in kadından istediği nedir? Bir saniyelik zevk mi? Hayır! O, bir kadına tamamiyle, ebediyen malik olmak, onu yalnız kendisine hasretmek ister, başkalarıyle münasebetine asla dayanamaz, dehşetli kıskançtır ve yalnız bir kadını severek ötekilerden mahrum yaşamaya katlanabilir. Çünkü, mefkûreci olduğu için, onda “vahdete karşı iştiyak” vardır; mefkûreciler, fâniliklerinin ıstırabını herkesten fazla hissettikleri için ebediyetė de müştakdırlar. Aşkta aradıkları şey budur. Şüphesiz eflatuni aşktan bahsetmek istediğimi anlıyorsun. Müfid şarklıdır, mutasavvıfdır, vahdeti sever, aşkında eflâtunidir ve bir hayalimuhalin tahakkukunu bekleyerek daima içini çeker. Bu insan, İstanbul'da, eski asırlardan kalma bir sevdalı nümunesidir.
Sen böyle değilsin, bir nevi asri “donjuan”sın, başını bir kadının göğsünde tuttuğun müddetçe onu seversin, başka anlarda... asla! Bir kadın üzerindeki tesirleriniz ne olabilir? Kadına göre... Sen şuh bir kadını cezbedebilirsin; Müfid, kendi