İşaret olarak sarılma ve güven verme onlar için, ana ve çocuk ya da sevgililer için olduğu kadar vazgeçilmezdi; fakat anlamı sadece analıkla ilgili ya da cinsel değil, toplumsaldı. Dillerinin bir parçasıydı. Bu yüzden kalıpları belli, kuralları olan ancak sonsuz şekilde düzenlenebilir bir şeydi. “Birbirlerini sürekli elliyorlar,” diye küçümserdi bazı kolonistler, bu karşılıklı dokunmada sırf cinselliğe odaklanan ve bastırıldığı ya da hayal kırıklığına uğradığında tüm duygusal hazlara, her insani tepkiye saldıran ve zehirleyen kendi erotizmlerinden farklı bir erotizmi görmekten âciz: kör edilmiş sinsi Aşk Tanrısı’nın tüm denizler, yıldızlar ve ağaçların tüm yapraklarının, insanların tüm jestlerinin büyük damızlık anasına, Doğurgan Venüs’e karşı zaferi.
...içlerindeki düşleri serbest bırakmak için zehir alıyorlar ama bu onları sadece sarhoş ya da hasta ediyor. İnsan ya da deli olup olmadıklarını kimse kesin olarak söyleyemez ama farketmez.