...
Dünyadaki bütün karışıklıklar,bütün savaşlar müzik öğrenmemekten ileri gelir.
...İnsanların başına gelen bütün felaketlerin,tarihte yaşanan bütün talihsizliklerin,politikacıların yanılgılarının ve büyük kumandanların hatalarının yegane sebebi dans bilmemeleridir.
...Savaş, insanlar arasındaki uyumun bozulmasıyla çıkmaz mı?
...Eğer bütün insanlar müzik ögrenseydi,birbirimizle daha uyumlu olmaz mıydık? Dünya ebedi barışa kavuşmaz mıydı?
En nihayet babasının kastettiği mânâda "Allâh 'ı sevmenin" ne olduğunu anlamıştı. Meyilli yerlerde biten çiçeklerin güneş ışığına ve küçük sellere daha fazla mâruz kalarak gürleştikleri gibi,saâdetin ve ızdırâbın görülmemiş bir bollukla geçip çağladığı bu ruh,bütün gümrah bereketiyle serpilip açılmıştı.
Artık hayatta yalnız değildi ve yalnız kalmazdı. Bir çift olmaya, kendine eş aramaya, hasret çekmeye yer kalmamıştı.
Onu saran havanın, taşıyan toprağın, adımlarına istediği istikâmetin izini açan hürriyetin kadrini bilmişti.
İlk yaz geceleri, lavanta çiçeği kokulu ketenlere uzandığı zaman gözlerini kapar ve dinlerdi. Açık pencereden gelen hafif rüzgâr cibinlikte belirsiz bir çarpıntı uçurur, evin damını aşan Ihlamurlar, tatlı bir uğultu ile çağlarken , kendi sıhhatli kanının dönüşünde kâinatın nabzını duyar gibi olurdu.
...
dışarıda olmalıydı insan! Evlerin içine girmeli,çiçekleri toplamalı,sahil boyunca yürümeli, oralarda yaşayan insanlarla konuşmalı, dağlara tırmanmalı , artlarında ne olduğuna bakmalı, sürekli yeni bir parçasını görmeliydi dünyanın!