Sabah saati, hakikat saati. Hayat, henüz taranmamış, tıraş olmamış, süslenmemiş,giyinmemiştir. Aynanın önüne geçer, saçları darmadağınık, gözleri uykulu birisini görürüm, selfie ışınları saçmaya ne isteği vardır ne muktedirdir buna.Karşımdakini daha önce bir yerlerde görmüş olduğumu düşündüğüm bir karşılaşmadaki gibi,bir an sorasım gelir : Tanışıyor muyuz?
Kalbinde derin bir çizikle gezenin, günün birinde her ne pahasına olursa olsun yaranın müsebbibini affetmesi kadar kederli ve ağır bir şey yoktu dünyada.