Nilay Yamanel

Nilay Yamanel
@ConsumerSapiens
"Bir mağara duvarındaki ilk insan eli izinden beri, devamlılık arz eden bir şeyin parçalarıyız. Yani, aslında ölmüyoruz."
İstanbul
1993
55 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Birinci Perde
Elbette! Çünkü devrimler bizim milli karakterimizdir. Çünkü devrimler ulusumuzun özünden çıkar. Ve o ulusun öz yapısını değiştirir. Değişen öz yapı, yeni devrimleri özler. Yeni devrimler de değişmiş olan bu öz yapıyı yeniden değiştirir. Bu nedenle devrimler süreklidir.
Sayfa 13 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Doğa ne zaman nefesimi geri isterse ya da akıl onu serbest bıraksa, iyi vicdanımı ve iyi çalışmaları sevdiğime, benim yüzümden kimsenin özgürlüğünün, en azından kendi özgürlüğümün kısıtlanmadığına tanıklık ederek yaşamdan göçeceğim.
Sayfa 28 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Evrenin yapısından ötürü katlanılması gereken ne varsa, yüce bir ruhla karşılanmalı. Bu bizi bağlayan kutsal yükümlülüktür - kendisinden kaçmaya gücümüzün yetmediği ölümlü şeylere katlanmak ve
Sayfa 23 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
En yüce iyi ölümsüzdür, yok olmak nedir bilmez, ne doyumu ne pişmanlığı vardır; doğru zihin yönünü değiştirmez, kendisinde öfkeye yer yoktur ve herhangi bir şey onu en iyi yaşamdan alıkoymamıştır. Buna karşılık haz, insanı en çok mutlu ettiği anda tükenmiş olur, fazla yeri yoktur, bu yüzden hemen dolar ve ilk hamleden sonra bitkin düşerek canlılığını yitirir. Karakteri değişken olan şey mutlak değildir, bu yüzden çarçabuk gelip geçen ve kendi sonunu getiren bir şeyin gerçek bir varlığının olması mümkün değildir, nitekim haz biteceği yere ilerler ve başlar başlamaz sonunu arar.
Sayfa 12 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
"En yüce iyi, şansın getirdiği şeyleri ciddiye almayan bir zihindir ve sadece erdemle mutlu olur" veya "İnsanlarla ilişkilerinde ziyadesiyle nezaket ve dikkat gösterirken yenilmemek, tecrübeyle bilgeleşmek, eylemde serinkanlı olmak zihnin kabiliyetidir." Şöyle bir tanım yapmak da mümkündür: İyi ve kötü zihin dışında başka bir iyi veya kötü diye tanımayan, ahlâki doğruluğa önem veren, erdemden hoşnut olan, şansın getirdiklerinin şımartamadığı ve parçalayamadığı, kendisine gerçek hazzın hazları küçümsemek olduğu düşüncesini benimsetmekten daha büyük bir iyilik yapamayacağını bilen insana mutlu diyelim. Konuyu biraz daha açmamı istiyorsan, aynı düşünceyi olması gereken, gerçek anlamını korumak şartıyla farklı şekillerde ifade edebiliriz, zira mutlu yaşamın aslında özgür, dik, korkusuz ve sağlam duran bir zihin olduğunu, keza bu zihnin korkunun ve şehvetin dışında konumlandığını, kendisi için tek iyinin ahlâki doğruluk, tek kötünün ise ahlâksızlık olduğunu, değersiz bir yığından ibaret diğer şeylerin mutlu yaşamdan hiçbir şey alıp götüremediğini ve ona katkı sağlayamadığını, en yüce iyiyi artırmak veya azaltmaksızın gelip gittiğini söylemekten bizi ne alıkoyabilir?
Sayfa 8 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce