Jack London'un karlar içindeki hikâyesine garip ve anlaşılmaz bir başlangıç yapıyoruz fakat ilk 15-20 sayfayı atlatınca gerisi su gibi akıyor.
Sevdiği kadının uğruna hiç çıkmadığı dünyasından bambaşka dünyalara adım atan Naass'in hikayesini okuyoruz.
Kitapta kabileler arası kan davasına dikkat çekilmiş ve bunla alakalı oldukça güzel kısımlara değinilmiş. Atalarımızın kavgasını neden biz devam ettiriyoruz? Naass'ın bunu bitirme çabası aslında hikayenin başlangıcı oldu diyebiliriz.
Bir amaç uğruna Naass ordan oraya savrulurken acaba sonunda ne çıkacak diye oldukça merak ettim. Karşı tarafın neler hissettiğini, geçen yıllar boyunca nasıl bir değişime uğradığını kendimce tahmin etmeye çalıştım. Çok da yanıldığımı söyleyemem fakat bu hikayeyi tahmin edilebilirlikten çok hem oldukça çarpıcı bir sona hem de bu hayat koşuşturmacasında ilerlediğimiz bu yolda doğru yönde miyiz diye sorgulamamıza sebep olacak kadar sağlam bir kurguya bağlamış.
Bu bir hikaye mi yoksa henüz kaybolmamış yıllarımıza, inandığımız doğrulara bir gönderme mi? Herkesin bir yolu vardır, bu yol ya Naass'a çıkar ya da Unga'ya..
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
Ağır ağır ilerledigimiz bu serüvende Dune Çocukları ile nihayet gaza basıyoruz. İlk iki kitaba göre çok daha sürükleyici ve adrenalin dolu olan Dune Çocukları'na tek kelime ile bayıldım.
Asla bir karaktere bağlı kalamıyoruz, kalmaya kalkarsak da Frank Herbert onu elimizden acımasızca alıyor ya da o karakterin karanlık yanını çırılçıplak bir şekilde bize sunarak bizi ondan uzaklaştırıyor. Burdan da anlayacağımız üzere buradaki hikayenin karakterlerle tek ilgisi, karakterlerin hikayenin piyonu olması; tıpkı bizim bu dünyadaki piyonlar hatta belki de piyon bile olamamamız gibi.
Paul.. Ah, Paul.
Paul'un çöle yürüyüşünden çıkaracağımız ne çok şey var aslında. Kehanet hayalini görmüş ve bu hayalin getireceği yıkımdan korkmuş. Sırf bunun için Tanrı olmaktan vazgeçmiş bir Paul, ya da sadece sonunda Tanrı olmanın ne olduğunu gerçekten anlamış ve oynadığı Tanrıcılık oyununda mağlup olmuş.
Paul'un hikayesi bana çok derin hissettirdi. Zaten bu derinliği Dune Mesihi'nde buram buram hissetmişken Dune Çocukları'nda büründüğü sefillik, Dune serisinin kapanmayacak yaralarından biridir.
Alia..
Kardeş olmak, kaderde de ortak olmak mıdır? Kardeşini bu kadar severken terk edilmek ve annesinin ona seçtiği kaderi yaşamak zorunda kalan, bütün seri boyunca bunla savaşıp kaybeden bir kız çocuğu. Ailesindeki herkes Tanrıcılık oynarken yapayalnız kalıp kaderin onu getirdiği yerde bile en büyük cesareti göstermiş olandır Alia. Hakkında sayfalarca yazsam yine de yetmeyeceğini düşünüyorum. Serinin kapanmayacak ikinci yarasıdır gözümde.
Ganimet ve Leto kardeşler...
Seri boyunca haz etmediğim, bence asıl "Hilkat Garibesi" olan iki kişidir. İçinde yaşattıkları binlerce kişinin etkisinde olan fakat bunu inkâr ederken ettikleri inkâra kendileri bile inanmaktadır. Yürüdükleri bu yolda Alia'ya sadece
Dune ÇocuklarıFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20215,9bin okunma