Sabretmem gerekiyor, ta ki sabrım sabrıma tahammül edemeyene kadar. Sabretmem lazım, ta ki ALLAH meselem için bir kapı açana kadar. Ve sabretmem lazım, ta ki sabrım, sabretmem gereken bir meseleye sabrettiğimi bilene kadar.
İmam Şafii (rahimahullah)
İbn kayyım der ki :
"Allah'ım! Zelil hâlimle senin izzetinle istiyorum ki bana rahmet et. Benim zayıflığıma senin kuvvetini (güç vermeni) istiyorum. Fakirliğim sanadır, beni seninle zenginleştir. Bu hatalı, yalancı perçemim senin önündedir. Benden başka kulun çoktur. Benim ise senden başka efendim yoktur. Senden başka sığınılacak ve kurtulunacak bir yer yoktur. Senden miskin birinin istediği gibi istiyorum. Sana boyun eğen, zelil bir kimsenin hâliyle niyâz ediyorum. Sana, korkarak yalvaran bir kimsenin duâsıyla duâ ediyorum. Sana bir köle olarak boyun eğen, nefsini sana teslim eden, gözleri yaşlarla dolmuş ve zelil bir kalple senden istiyorum."
Alışveriş merkezlerini mabed edinmiş, namaz saatini takip eder gibi indirim takip eden; Allah’ı zikreder gibi oturduğu her ortamda ticaret konuşan, kalbini ve hayallerini yalnızca dünyalık metaların işgal ettiği bir tip… Sakalını ve tesettürünü çekip alsanız geriye safi bir kapitalist, şeytanın kardeşi/tüketim çılgını çıkar. Ona soracak olsanız muvahhiddir. Çünkü ona göre oy kullanmıyorsanız, askere gitmiyorsanız, kabirlere tapmıyorsanız… sizden iyi müslim yoldur. Dünyanın da tapılan bir put olduğunu, dahası türbelerden daha tehlikeli bir put olduğunu bilmez.
Sözün özü; imtihanlar karşısında mümince bir tavır sergilemek ve kulluk etmek için gerekli olan azıklardan biri, Allah'ın kuşatıcı ilmine iman etmektir.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;
"Çok yiyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmış bitkinin kuruması gibi oburluk da kalbi öldürür."
Salihlerden biri mideyi, kalbin altında kaynayan ve buharı kalbi saran bir kazana benzetir, buharın çokluğu kalbi lekeler, hatta karartır. Oburluk, anlayış ve bilgi azlığına yol açar, mide şişkinliği, zekâ keskinliğini giderir.