DVenus

İşte yapan da yapmayan da aynı toprağı, aynı çamuru, oluşturduktan sonra, hep bir sonuç için, kesin olan saadetleri tepmek cinneti neye yaramıştı? Şimdi değil, öldükleri anda, hatta yaşarken ne kazanmışlardı? Hayatın böle büyük fedakarlıklara, feragatlere, ağır vazifelere tahammül ve liyakati var mıydı?
Sayfa 171·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Fakat her şey boş değil mi? Ne olsa, ne yapılsa kış gelmeyecek mi? Ya gelinceye kadar... Hiç mi, hiç bir şey yapılamaz? Böyle görerek, anlayarak, bile bile hayat ve saadetten vazgeçmeye tahammülden başka bir şey mümkün değil mi?
Sayfa 158·Kitabı okudu
Evet, her şey çürüyor, her şey... İnsanlar da çürümeyecekler mi? Eylülde sanki bahara hasret çeken mahzun bir tazelik, sanki üzerine çöken kışın, kendini yok etmek isteyen sonbaharın aksine kalıcı olmak, tekrar bahar olmak mücadelesi vardır.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Eylül...Birkaç gün hava ne kadar güzel olsa, bu kadarcık fani güzelliğe bile minnettar olmak gereken bir ay; içine bir kaç günlük kış hücumundan acı düştüğü için, o güzel havaların, devamlı yazın artık nasıl geçmiş, sadece bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir üzüntü ve hasret ayı. Onun hayatı da öyle değil miydi? Son günlerin güzelliğiyle beraber, şimdi yine imansızlığa, yine hüzün ve kasvete dönüşmemiş miydi?
Sayfa 154·Kitabı okudu