📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... roman ve hikaye kitapları kafasının içinde, iyiliği veya fenalığı hakkında bir hüküm veremediği, fakat başkalığını ve içinde bulunduğundan daha hakiki olduğu sarahatle gördüğü bir hayatı canlandırıyorlardı.
Jean Liedloff'un güzel bir ifadesi var bu durum için."Çocuk, hayatımızın merkezi olmamalıdır. Ama hayatımızın merkezinde olmalıdır." diyor. Senoi ve Yequana kabileleri gibi, Ugada'daki ebeveyn-bebek ilişikleri için geçerli bir tez bu. Ugandalı kadın bebeğini doğar doğmaz üzerine sarıyor ve sonra hayatına devam ediyor kaldığı yerden. Nehirde çamaşır yıkarken bir yandan diğer kadınlarla sohbet ediyor, üzerinde bebeğiyle tuvalete gidiyor; yani daha önce her ne yapıyorsa onları yapıyor. Hayatının merkezinde bebeği değil kendisi var yani. Fakat çocuk bu merkeze dahil . Ebeveyn, herhangi bir sorunda bunu anlayacak ve hemen müdahale edecek uzaklıkta çocuğu her an. Çocukla sezgisel iletişimleri çok kuvvetli.
Birden bütün neşemin bir camın kırılışı kadar ses ve şıngırtı çıkararak düşüp kırıldığını gördüm.
Ayakucuma düşüp kırılan neşemi gözlerimle topladım. Ters yüzüne evime dönüp odama kavuştum.