Derler ki gurbete gidersin gurbetten küçük bir magnet, küçük bir kalemlik alırsın. Bu aslında döneceğin evin bir ihtiyacı da değildir. Fakat bu şu demektir : gittiğim yerde seni unutmadım. Gittiğim yerde de aklımdaydın . Arifin biri ibadetin de böyle olduğunu söylüyor.Allah’ın senin ibadetine ihtiyacı yoktur ama O’ nu unutmadığını ve gönlünde olduğunu Böyle küçük şeylerle göstermen gerekir .
Ebva da son sözler...
“Her başlayan biter
Her gelen gider
Her yeni eskir
Her taze bayatlar
Her güzel çirkinleşir
Her yaşayan ölür
Ezeli ve ebedi olan sadece Allah’tır
Oğlum Muhammed’im yolun bundan sonrasını bensiz gideceksin korkma Allah cc seni asla zayii etmeyecektir” Hz.Amine
Bu beni yorduğu gibi üzüyor da.
Misal...
Bir yola çıkarken ağır bir yük sırtlarsın ve bir süre sonra farkedersin ki yanlış yükü sırtlamışsın.
Boşuna yüklemişsin o yükü sırtına.
Bu Yük, Dünyaya ait tüm heveslerimiz değil de nedir?
İtibar, zihni en fazla karıştıran şey; çünkü zihin bunu hep kendiliğinden iyi bir şeymiş gibi görüyor; yani her şeyin kendisine yöneldiği nihai bir amaçmış gibi. Ayrıca itibar ve servette ihtirasta olduğu gibi bir pişmanlık söz konusu olmuyor. Aksine bu ikisine sahip oldukça, sevincimiz katlanarak büyüyor, büyüdükçe de bu ikisini artırmaya gitgide daha fazla hevesleniyoruz. Ama bir vesileyle hüsrana uğradığımız anda da, müthiş bir hüzne kapılıyoruz. İtibarın büyük bir sakıncası daha var, o da hayatımızı insanların algısına göre yaşamak zorunda oluşumuz; yani insanların hep kaçtığı şeylerden kaçarak, hep istediği şeyleri isteyerek.