Bu beni yorduğu gibi üzüyor da.
Misal...
Bir yola çıkarken ağır bir yük sırtlarsın ve bir süre sonra farkedersin ki yanlış yükü sırtlamışsın.
Boşuna yüklemişsin o yükü sırtına.
Bu Yük, Dünyaya ait tüm heveslerimiz değil de nedir?
İtibar, zihni en fazla karıştıran şey; çünkü zihin bunu hep kendiliğinden iyi bir şeymiş gibi görüyor; yani her şeyin kendisine yöneldiği nihai bir amaçmış gibi. Ayrıca itibar ve servette ihtirasta olduğu gibi bir pişmanlık söz konusu olmuyor. Aksine bu ikisine sahip oldukça, sevincimiz katlanarak büyüyor, büyüdükçe de bu ikisini artırmaya gitgide daha fazla hevesleniyoruz. Ama bir vesileyle hüsrana uğradığımız anda da, müthiş bir hüzne kapılıyoruz. İtibarın büyük bir sakıncası daha var, o da hayatımızı insanların algısına göre yaşamak zorunda oluşumuz; yani insanların hep kaçtığı şeylerden kaçarak, hep istediği şeyleri isteyerek.