kadir

kadir
@Da_sien
Sağlıklı kişiler ne can çekişme deneyimini ne de ölüm hissini bilirler. Yaşamları, yaşam kesin bir şeymiş akıp gider. Ölümü varlıktan ayrı düşünülemeyecek bir alın yazısı olarak değil de dışarıdan ortaya çıkıveren bir şey olarak görmek normal insanlara özgüdür. En büyük yanılsamalardan biri yaşamın ölüme tutsak olduğunu unutmaktan kaynaklanır. Metafiziğe dayanan açıklamalar ancak insanın yüzeysel dengesi sallandığında, saf kendiliğindenliğin yerini derin bir işkence aldığında başlar
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yalnızca vasat bir kişi ölmek için yaşlılığa erişmeyi ister. Dolayısıyla, acı çekin, sarhoş olun, haz kadehini dikin kafanıza, ağlayın ya da gülün, sevinçten ya da umutsuzluktan çığlıklar atın -geriye nasılsa hiçbir şey kalmayacak. Ahlakın her türlüsü, bu yaşamı, kaçan fırsatlar yığınına çevirmekten başka bir amaç taşımaz.
Nietzsche'ye göre ruh sağlığı yerinde olan bir insan, geriye bakıp bütün hayatını gözden geçirdikten sonra coşkuyla ayağa kalkıp "da capo" (baştan al anlamına gelen İtalyanca müzik terimi.) "Bir daha, bir daha! Tekrar en baştan!" Diye haykırabilmeli. Belki sonra şöyle fısıldardı zihindeki yılan "İn Nihil"; tıslar ve devam eder "Da capo, in nihil!"
Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün kuruntuları, şüpheleri yok eder. Biz ölümün çocuklarıyız. Hayatın aldatmacalarından ancak ölüm kurtarır bizi. Hayatın içinden bize seslenir, bizi yanına çağırır. Henüz insanların dilini anlayamadığımız yaşlarda, bazen oyunun ortasında durakalıız ya, iste bunun sebebi o an ölümün sesini işitmemizdir. Bütün hayatımız boyunca bize el eder durur ölüm. Hic kimsenin başına gelmedi mi acaba? Hani bazen birdenbire, sebepsizce düşüncelere öyle derin dalar da insan zamanı ve mekân unutur, hatta neyi düşündüğünü bile bilmez. Daha sonra kendi durumuna ve dış dünyaya yeniden aşina olmaya çalışır. İşte bu, ölümün sesidir.
Sonunda bir yarı tanrı olduğumu anlıyorum. İnsanların küçük ve sıradan bütün ihtiyaçlarının ötesindeydim. Sonsuzluğun, ölümsüzlüğün akışını hissediyordum içimde. Neydi sonsuzluk? Benim için sonsuzluk, Suren nehrinin kenarında o kahpeyle körebe oynamaktı, yalnızca bir an için gözlerimi kapayıp başımı onun eteğine saklamaktı. Bundan ibaretti sonsuzluk benim için.