Bu kitap huzuru aramak için kendi içine yolculuğa çıkan gönüllerin hikâyesidir. Ne demiş Tabduk Emre? Uyanma vakti geldiyse bir uyandıran olur elbet. Kimine Hızır kimine uçan kuş kimine biten ot kimine açan çiçek kimine akan su kimine dilsiz taş… Kim bilir belki de sizi uyandıran Huşu Ağacı olur.
Yazarın birinci kitabına bu satırları okuduktan sonda başlamıştım. Bu serinin ikinci kitabı. Nasıl sade, nasıl naif bir kitap anlatamam. Elimden bırakmak bir yana kitabı resmen sarıp sarmalamak istedim. O kadar duygu yüklüydü ki yeri geldi çok heyecanlandım yeri geldi ders çıkarttım yeri geldi kitabı bırakıp ağlaya ağlaya bir hal oldum.Günümüz, geçmiş adeta harmanlanmış bir şekildeydi.İçindeki müzik seçimlerine bayıldım.Bende karakterlerle beraber açıp dinledim onlarla aynı duyguları paylaştım diyebilirim.
Sende tek benim yadıma düştün
Nazende sevdiğim yadıma düştün..
Uzun lafın kısası:
Kitap Huşu Ağacı’nda olduğu gibi Zeynep’ten devam ediyor ama isimsiz bir günlüğün gelmesiyle olay örgüsü bambaşka bir yere gidiyor.Tamamen içine çekerek Hüma ve Yusuf Ali’nin gözünden bakmaya başlıyorsunuz.Sonuna doğru da ağzı açık kalıyorsunuz.Kısacası hikaye yoğun, kalem güçlü gerisi okurun elinde…
Kitabın arka kapağında dediği gibi:
Huşu Ağacı’nın devam kitabı Asude Bahçe, kapısına kara kış dayanan kederli kalplere, o kalplerin içindeki portakal çiçeklerine sığınmayı fısıldamak için yazıldı.
Funda Uçuk ErAsude Bahçe
Öncelikle kitap okurken seçimin bulunulan zamana göre yapılmasının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İçinde bulunduğumuz bu mübarek aya ancak böyle güzel bir kitap yaraşırdı.
Kitap, yazarın oruç hakkındaki çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlamış olduğu yazılarından oluşuyor. Ramazan ve orucu öyle nahif kelimelerle anlatmış ki insan oruca daha da bir sarılası, hiç bırakmayası geliyor. Kitabı okurken diyorsunuz ki nasıl güzel bir hazineye sahibim. Ramazan gibi bir ayım ve oruç gibi büyük bir nimetim var..
Sezai KarakoçSamanyolunda Ziyafet
Jack London Bir amaç uğruna insanın çalışarak,vazgeçmeyerek neleri başarabileceğini gözler önüne seren bir başyapıt.İçimde kitapla ilgili o kadar çok şey varki ama kelimelere dökemiyorum çünkü Marin Eden’i anlatmak o kadar kolay gelmiyor. Okuyucusunu derinden etkiliyor.Basit bir yardım etmenin sonucunda hayatının aşkını bulan ve bu uğurda gece gündüz demeden çalışıp kendi tabiri ile sadece kitaplarla, resimlerle,güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak isteyen bir genç, Martin Eden. Ama ne yazık ki bu istediğinin dışında karşılaştığı tek şey hayatın ve insanların acımasız iki yüzlülüğü oldu.İnsanlar Martin’i kendi kalıplara sokmaya çalıştıkça o inandığı yoldan asla dönmedi ve olmaz denilen şeyleri oldurdu.O kitapları okuyarak yolunu buldu ve bulduğu andada kendinden vazgeçti. Şimdi bende Martin Eden ile birlikte o insanlara soruyorum “O Kitaplar Yazılmıştı” siz nerdeydiniz?
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Bu kitabı okurken şunu bir kez daha anladım ki bir yerlerde insanlar acı çekiyor ve ölüyor.Ölmeden önceki son sözleri ise “Ben insandım…”oluyor.O yüzden hangi coğrafyada olursak olalım insan olduğumuzu ve herkesin yaşama hakkı olduğunu unutmayalım..
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma